• Maltepe'de 'Fırçamdan Tuale Yansıyanlar' Sergisi

    Maltepe Belediyesi’nin yeni yıldaki kültür-sanat etkinlikleri, emekli öğretmen-şair ve ressam Şengün Saatçi Alacaklı’nın, “Fırçamdan Tuale Yansıyanlar” isimli resim sergisinin açılışıyla başladı.Edit04.01.2018 17:18 VeliEray

  • Alaattin Çakıcı’dan Flaş Açıklama

    Kırıkkale T tipi cezaevinde yatmakta olan Ünlü kabadayı Alaattin Çakıcı’nın Adalet bakanlığına UYAP üzerinden göndermiş olduğu açıklaması..

    İşte o açıklama;

    Sayın Adalet Bakanım 21.11.2017 tarihli UYAP üzerinden size bir dilekçe gönderdim. UYAP’a kaydedilmiştir. Bu dilekçeyi şu anda sizinle ve kamuoyuyla paylaşıyorum. Dilekçenin sayın Enis Yavuz Yıldırım’ın göndermiş olduğu 16.06.2017 tarihli dilekçe bu dilekçe bana okutulmadan haber verilmeden UYAP kayıtlı iki sayfalık dilekçemde belirttiğim gibi hangi şartlarda hangi rahatsızlıklarımdan dolayı hangi illerden doktor ve müdür cezaevi idaresi tarafından şahsıma verildiği tüm UYAP kayıtlarında bellidir.

    Bu hapishaneye girerken evraklarım ile beraber girip şahsıma X-Ray kontrolünden sonra verildiler. Daha sonra bistüriyi teslim tesellüm belgesi olmadan kendilerine verdim. Lazım olunca bana verilmesi kaydı ile birisi bende diğerini kendilerine teslim ettim. İhtiyaç hissedilince Enis Yavuz Yıldırım’ın dışında üst düzey bir yetkilinin emriyle Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcısının bilgisi dahilinde tutanak ile bana teslim edildi. Daha sonra idare 05.09.2017 tarihinde 4 kişinin imzaladığı kurul raporuyla UYAP kayıtlı doktor raporları ve kurum idaresi kararıyla kendisine verilen yukarıda adı geçen materyalleri cezasının infaz süresinde değişik yerlerden aldığı doktor raporlarına binaen odasında ve yanında bulunmasına karar verilmiştir.

    Şu anda sizinle paylaşmış olduğum raporun altında, rapora yanlış yazılan materyalin odamdaki aramada ‘Aşan’ marka değil ‘Adaşlar’ olduğu görülmüştür. 11.09.2017’de UYAP’a işlenerek aslı gibidir diye raporun altına el yazısı ile işlenmiştir. Kurum müdürlerinden birisinin imzası da göndereceğim raporda bellidir. Bir sefer başta kurum birinci müdürü Şükrü Ballı ve ikinci müdür Halit Bey yasal olmayan Enis Yavuz Yıldırım’ın emrini uygulayarak 05.09.2017’de kurul raporu vermiştir. Yine kurum birinci müdürü Enis Yavuz Yıldırım’ın emriyle İç İşleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu ile dümen ederek bu cezaevine 300 asker, 100 polis özel harekat timi hapishaneye şahsım adına girdiler.

    Daha evvel bistürülerimin değiştirilmesi için getirilen 2 bistüriyi eskilerini idareye vermek için avukat görüşünden sonra vereceğim an içeri girdiler. Kurul raporu gerekli hastaneye gidelim deyince hastalıklarımdan dolayı rahatsız olduğum için gidemeyeceğim dedim. Bilerek iki tane bistüriyi avukat görüş odasına kamera kayıtlarının önünde iki yetkiliye buyurun alın ama imza vermem teslim tesellüm belgesi olmadan fazla olan iade edeceğim ikisini verdim.

    Odama o arada giriyorlar yüzü maskeli onlarca Robocop giriyor. Kamera kayıtlarında bellidir. Diğer içeride bulunanları alıyorlar. Sonra yanlışlıkla oldu deyip şahsıma iade ettiler. Değiştirmek istedikleri bistüriler o gün üzerimde olduğu için ben fazlalıkları görevlilere verdim. Sonradan bende olanları köreldikleri için idaredeki yetkili baş efendiye verdim. Yenilerini getirdiler. Ayaklarımdaki nasırları kesip revirde doktorun huzurunda odamda bana verilmesi için getiren yetkiliye verdim. Tutanak ile doktor beyi de şahit tuttum.

    Sayın Bakanım, Enis Yavuz Yıldırım ile mahkemelerim halen devam etmektedir. Her gittiğim yerde her türlü sıkıntılar çıktı. Metazori kolumda serum varken Bolu’da il müdürlüğü ve devlet hastanesine baskı kurarak buraya getirildim. Evet bu şehirde daha evvel rahatsızlığımdan dolayı kurul raporu ile buranın havasının bana iyi geldiği Hacılar F-Tipinde yatarak sıhhatime kavuştum.

    O günkü kamera kayıtlarında bellidir. Burada 1100 tane Fetöcü vatan haini yatarken 300 infaz koruma memuru, 300 jandarma, 100 de kapıda bekleyen tam techizatlı özel harekat müdahale timi Alaattin Çakıcı vatan hainimiydi Enis Yavuz Yıldırım bunları buraya yönlendiriyor. Sadece sizin ve kamuoyunun doğruları bilmesi için ve de Enis Yavuz Yıldırım’a Bolu’da hastanede iken ziyaretime gelen Cumhurbaşkanlığı 2 uluslar arası ziyaretlerinde eşlik eden Sayın Milletvekiline diyorlar ki “Alaattin Çakıcı’dan dolayı çocuklarımız, eşlerimiz sokağa çıkamıyor.” Sayın Milletvekilinin cevabı “Alaattin Çakıcı’nın kadınla çocukla bir işi olmaz. Ama sen ona yanlış yapıyorsan senle işi olur diye cevap verdi.

    Bu milletvekili halen TBMM’de Milletvekilidir. Enis Yavuz Yıldırım’ın memleketinden yiğit çıkar. Bu kişinin Fetöcü mü, Türk düşmanı mı, bir etnik gruba mı mensup bu kin bu nefret sebebi ne? Edirne’de yaşadığım şu anda Fetö’den tutuklu bulunan davayı kapatmak isteyen savcı ile yönlendirenin bu olduğu inancı içerisindeyim. Her yazdığım yazının sonunda Edirne’de yattığım zaman bu baskılar Sayın Cumhurbaşkanı’nın emriyle yapılıyor deyince bunları mahkemede dile getirdim.

    Fetöcü savcıyı koruyan bir genel müdür Enis Yavuz Yıldırım’ın da Fetöcü olup olmadığı araştırılmalıdır. Onun döneminde genel müdürlüğe bir sürü Fetöcü alındığı biliniyor. ​Şahsınıza ve kamuoyuna saygılarımla arz ederim.
    21.11.2017
    Alaattin ÇakıcıEdit22.11.2017 18:40 gundem4141

  • Çakıcı'dan flaş açıklamalar

    Kırıkkale Keskin T tipi cezaevinde yatmakta olan Alaattin Çakıcı gündemi sarsacak açıklamalarda bulundu.

    Çakıcı yaptığı açıklamada Kırıkkale Keskin T tipi cezaevine gidişini ve orada yaşadıklarını en ince ayrıntısına varıncaya kadar anlattı.

    Çakıcının bu mektubunu lütfen dikkatlice okuyunuz.

    İşte o mektup;

    Sayın Cumhurbaşkanım ve sayın Kamuoyuna saygılarımla arz ederim
    Hastaneden metazori, tedavim yarım bırakılarak çıkarıldım. Keskin cezaevine gece yarısı getirildim. Eşyalarım X Raydan geçerek, bütün hastalıklarım, ilgili kurul raporlarım sıhhatimle ilgili UYAP kağıtlarım, sağlığımla ilgili yiyecek raporlarım, ayaklarımla ilgili idare kurulu ile verilen yıllardır gittiğim yerlerde de taşıdığım, gerektiği an yenisi ile değiştirilmeli metal türü verilen ve doktor ve kurul raporlarında gösterilen tüm eşyalarım alındığı, Cezaevi 1.Müdürleri, diğer müdürler, ve Aile Hekimi 150-200 gardiyan beni karşıladılar.
    Odama geçtim.
    Eşyalarım 20 dakika sonra, kıyafetlerim değiştirip yatmaya hazırlanırken, 1. Müdürün üç ayrı ispiyoncusu, şoförü, bana "Abi sen FETÖ'cümüsün,değil misin? bu bizim için çok önemli" diye sordu.
    Çıldırdım.
    Kapı açıktı maltaya çıktım.
    FETÖ'nün de FETÖ'cülerin de anasına sövdüm.
    Bu emri bu soruyu bana kim sordurduysa onunda anasına sövdüm.
    İnfaz memurlarından 8-10 tanesini yumrukla devirerek 150-200 kişi üst katlara kaçıştılar, hapishaneyi bana bıraktılar.
    Sol bloktan baştan sona kadar giderek, bu hapishanede ne kadar FETÖ'cü, PKK'lı, DHKP-C'li DEAŞ'lı varsa hepsine sövdüm.
    Oradan sağ bloka geçtim. Orada da aynı küfürleri tekrarladım.
    Bütün mahkumlar bu konuyu bilmektedir.
    İki aydan beri ifademi kimse almadı.
    Hepsi kamera kayıtlarında mevcuttur. 3 ile 7 gün içinde ifade alınmadığı takdirde cezaevini yönetenler suç işlemişlerdir.
    Daha sonra 1. Müdürün emri ile kitap almamı rica ettiler. "Bizim kütüphaneden kitap alır mısın" dediler.
    Bende "Olur" dedim.
    İki gün sonra bayan müdüre bana "Mehmet Fatih Belviranlı'nın o adamı, kitaplarını almayın" dediğini söyledi.
    Bende kendilerine "önemli değil, talep sizden geldi" dedim. Üç gün sonra "Sözündeysen kitapları alalım baro üzerinden getirtelim" dediler.
    Bu tip prokatif söylemler yoğunlaşınca bende kitapları getirtmedim. Dilekçe yazarak Sultan 2. Abdulhamithan, Atatürk ve Türk Bayrağı için cezaevine asılması konusunda talepte bulundum ve talep doğrultusunda astılar.
    Akşam üzeri revire çıktığımda Abdulhamithan'ın resmini kaldırmışlar. Aşağıya indiğimde poster ve bayrakları indiriyorlar "Neden" diye sordum Bayrağı ve Atatürk'ü indirmek ecdadıma sahip çıkmak, ecdada manevi borçtur.
    Cennet mekan 2.Abdulhamithan hazretlerinin posterini indirmek manevi suçtur.
    Tüm cezaevlerinde bunu savundum.
    Son iki yıldır TRT'de filmini çekerek aziz milletimize ecdadımızın kim olduğunu bilmeleri için bu film yapılmıştır.
    Sayın Cumhurbaşkanı ve kamuoyu internete bakın, 2012 Ergenekon davasında tanık olarak Silivri'ye gittiğimde benim bilgim doğrultusunda Mehter Marşı eşliğinde, önün Türkçe Allah, altında büyük Türk bayrağı ve yanında Ulu önder Atatürk ve Abdulhamithan resimleri olan altı otobüs getirttim.
    Bizim Abdulhamithan sevgimiz 50 yıl öncesine dayanır.
    Her yerde savundum.
    1. Müdür Şükrü Beye sordum "Kim kaldırttı" diye, "Mehmet Fatih Belviranlı kaldırttı" dedi.
    Bende dedim ki "Ya bayrak ve posterler asılacak yada ölürüm odama gitmem" hepsini tekrara astırdım.
    Odama geçtim.
    İndirilişler kamera kayıtlarında belli. Benim astırdığımda kamera kayıtlarında bellidir.
    Odama geçmeden dediler ki "Tekrar Mehmet Fatih Belviranlı emriyle taktırdık bunları"
    Mehmet Fatih Belviranlı Allah'a Bayrağa, 2.Abdulhamithan'a sevgisi olan bunları indirtmez diye düşündüm.
    Bu konuda hassas olan Sayın Cumhurbaşkanına onun hakkında işlem yapacağını, Cumhurbaşkanının karakterini bilen, tavır koyacağını millet bilir.
    Tabi Türk bayrağını, Atatürk'ü ve , 2.Abdulhamithan'ı kalben seviyorsa sessiz kalmayacağı bilinmektedir.
    Daha sonra burada görevli 2. Müdür Zafer Çolak, bir mahkum için içeri telsiz sokarken yakalanmıştı.
    Onun ifadesi alınırken, ifadeyi Zafer Çolak suçunu gizlemek için "Alaaddin Çakıcı'da bisturi var, tarak var çay kahve içiyor " diye veriyor.
    Bana da bu ifade 1. Müdürün emri ile Selma Müdüre, baş memur yanında okuttu.
    İfadenin alt sayfasında Zafer Çolak ismi, imzası ve cezaevinin mührü basılıdır.
    Zafer Çolak'ın ifade tutanağı, savunma ile ilgili genel müdürlük bakarsa sözlerimin doğruluğu, o savunma ifadesinin sağ altındaki, ismi soyadı, imzası, üstü mühürlü olduğu görülecektir.
    Selma müdür bana "Ne olur bu adamın canına bir şey olmasın" dedi. Baş memur hiç bir şey demedi. Çünkü yetkisi ona müsait değildi.
    Bende Selma Müdüre dedim ki " Söz, canına bir şey olmayacak, ama kolumu bacağımı kırılır bilemem" dedim.
    Bir gün Selma ve Halit müdür odama geldiler. Arkasından 1. Müdür Şükrü bey ve iki üç tane infaz memuru geldi. Yine Zafer ile ilgili konu açılınca "Canına bir şey olmasın" dediler.
    Bende "söz canına bir şey olmayacak" dedim.
    Şükrü müdürde "beni alakadar etmez" dedi.
    Daha sonara duydum ki bu ikinci müdürün elleri ayakları kırılmış.
    Selma müdür "bana söz vermiştin" dedi.
    "Bende senin gibi duydum demek ki canına bir şey olmamış" dedim.
    Yine bir gün Selma Müdür Delice'den gelen baş memur Yakup ile ilgili bana bu DHKP-C sempatizanıdır, hakkında dava açılmış, Alevidir oruç tutmaz dedi.
    Bende kendisine "İnsan Alevi olabilir, oruç tutup tutmamak kendisi bilir, hakkında dava açılmışsa devlet neden buraya görevlendirdi" dedim.
    1. Müdür ve 2. Müdür bu Selma Müdürü hep kullandılar. Odama geldiklerinde söyledim. "Bir hanımefendiyi neden kullanıyorsunuz" "Taşın altına sizde eliniz koyun" dedim.
    Kamera kayıtları var.
    Sonra Yakup baş memur dışarı çıkarıp 1,5 aya yakındır, Jandarmanın yanında emir eri gibi oturmaktadır.
    Burada vatan haini FETÖ'cüler dışarı çıkarken (Avukat görüşü, ziyaret, havalandırma, revir) "Burun beyefendi" diye hitap ediyorlar.
    Vatan hainine "Beyefendi" diye hitap edenin vatan sevgisi yoktur.
    Adli mahkuma da "Ulan" diye hitap ediyorlar.
    Bende bana da "Ulan" diyin dedim. Kimseden ses yok.
    Sayın Cumhurbaşkanım; daha öncede yazdım. Yurt içinde ve dışında tüm cezaevlerinde kedi gibi yatmadım. Bu cezaevinde düzen yok. İspiyonculuk almış başını gitmiş. Çarşamba pazarı gibi.
    1.Müdür ve Halit müdür kendilerine bu cezaevinde ispiyoncular bulup, diğer ceza infaz memurları üzerinde baskı kurmuşlardır.
    Sayın Cumhurbaşkanım; 2.Abdulhamithan ve bayrağı özde mi sözde mi seviyorsunuz? Atatürk'ü sevip sevmediğinizi Allah bilir ben bilemem.
    Bakınız Sayın Cumhurbaşkanım, burada bayrağı indirdiler. Abdulhamithan hazretleri ve Atatürk'ün posterlerini Alalddin Çakıcı astırdı. Şanlı bayrağımıza Akif'in dizeleri ile methiyeler diziyorsunuz.
    Abdulhamithan hazretleri içinde bir dahi, kalp gözü açık, salih rabbimin bir mümini, uluslar arası ilişkilere bir dahidir diye, son iki yıldır çalışmalarınız var.
    Bakınız yıllarca barış süreci, emrinizle devletin en üst bürokratları, vatan hainleri ile görüştüler.
    FETÖ'nün ve Batının ajanı olan sizin elinden tutup Genel Başkan yaptığınız, Davutoğlu denen Ermeni Patriğinin Fener Rum patriği olan Bartholomeos'un önünde Musevi cemaat lideri önünde namaza durur gibi, ellerini göbeği üzerinde bağlayan FETÖ'ye ve ABD'ye bağlı olan adamı pazarlığa oturttunuz.
    Sonra Başbakan oldu. Sonra FETÖ'cülerin emriyle size alternatif olmak istedi.
    15 Temmuz'a gelme sürecinin hızlandıranlardan bir ayağı da Batıya göbekten bağlı olan Başbakan yaptığınız Davutoğlu'nun bilerek veya bilmeyerek, bu aymaz durumu 15 Temmuz sürecini hızlandırmıştır.
    Konuşmalarınızda "Türk Milliyetçiliğini ayaklarımın altına alır ezerim" dediniz.
    Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkücüler Aziz Milletimizin teminatıdır.Bunu sizde biliyorsunuz. Yıllrdır iktidara gelmeden önce de Başörtüsüne özgürlük getirilsin dediniz. MHP'lilerin oyu ile Başörtüsüne özgürlük geldi.
    Cumhurbaşkanını halk seçsin dediniz yine imdadınıza MHP ve Ülkücüler yetişti. Anayasayı değiştirirken de MHP ve Ülkücü kökenli Milletvekilleri önünüzü açtı. Başkanlık sistemi MHP ve Ülkücü Milletvekilleri olmasaydı geçmezdi.
    Eski Akıncılar, devlete kurşun sıkan tüm Marksistlerle Devlete savaş açmışlardı.
    Amaçları Devleti yıkmaktı. Sizinde arkadaşınız olan İslam Enstitüsü mezunu derneğinin onursal başkanı Selahattin Yazıcı ile hem Askeri cezaevinde hem şube de beraber yattık.
    Ben ve birkaç arkadaşım arkasında namaz kılıyorduk.
    Orada bir olay gelişti.
    İdare bizi idare odasına alınca. Ben dedim ki " Selahattin Yazıcı orada kaldı lütfen onu da alın" dedim getirdiler.
    Selahattin Yazıcı dedi ki " Alaattin sen beni solculara öldürtmek mi istiyorsun, bizim mücadelemiz devletle, siz ise devletin devamı için mücadele ediyorsunuz" dedi.
    Nedir bu Akıncı cenahtan gelen bu kin ve nefret? Devletin sigortası sizin hükümet olduğunuz bu süreçte Ülküler ve Ülkücü kökenli milletvekilleri devletin ve parlamentonun teminatı olduğunu herhalde yeni anladınız.
    Hala bizi Müslüman görmüyorsunuz.
    Kurt işareti yapıldığı için bazı çevrelerde "Bunlar Allah'a inanmaz, sürekli kurt işareti yapıyorlar" Hanginiz bir Ülkücü kadar kalbi olarak İslam'ı yaşaya biliyor.
    Sizde bu aralar Kurt işreti yapıyorsunuz.
    Allah'a, Kuran'a,Peygamber Efendimize kalbi iman etmiş iseniz sigortanız olan Ülkücüleri ve hangi etnik gruptan olursa olsun HDP ve devlet düşmanı hariç Alevisi, Sünnisi, Çepnisi, Avşarı, Kara keçlisi, Kınık, Kayı tüm Türkmen boyu yörüklerini , Ahıskalısını, Boyatlısını bunların hepsi ilmin bahçesinden nefes alıp ufak tefek farklılık olsa da bunları bir arada tutmak Arabı, Kürdü, Çerkezi, Lazı, Boşanığı, Zazası, bir arada tutmak sizin görevinizdir.
    Hatırlar mısınız size bir mektup yazdım.
    15 Temmuz'dan önce Edirne'den.
    Yusuf suresini her gece saat 11:00 ve 01:00 arası o sessizlikte dinleyiniz.
    Edirne başsavcısı bana sordurttu. Yusuf Suresi ile ne demek istiyor.Bnede cevap verdim "içinde yazıyor" diye.
    Yusuf'u kardeşleri kuyuya attı. Rabbim onu çıkarttı. Bir süre cezaevinde de nefsini imtihan etti. Sonra Mısır'a aziz oldu.
    Sizi 15 Temmuz'da kardeşleriniz kuyuya attı. Aynı Yusuf Aleyhisselam gibi cezaevinde kısa bir süre yattınız. Bu millet sizi kuyudan çıkarttı.
    Devletimizin parçalanmasına Rabbim müsaade etmedi.
    Size çok büyük bir lütufta bulundu.
    Lütfen nefisinizi yenin, ayaklar altına alın.Bunu yaparsanız, bu millet sizi değil sırtında, kafasında taşır.
    2029 söylediklerinizin yüzde 75'i gerçekleşirse Balkanlarda, Kafkaslarda, Güneybatı Asya kadar, Kuzey Afrika'nın her yerinde bu aziz Türkiye Cumhuriyeti Devleti, hani "Dünya beşten büyük" diyorsunuz ya, o zaman bu söyleminiz eyleme dönüşür.
    Dünyayı yöneten üst aklın masasında onlarla eşit düzeyde söz sahibi olursunuz. En önemlisi ilk beş yılda Türkiye genelinde terörü sıfırlayıp, Gri İsrail Kürt Devletine müsaade edilmediği sürece hava kara deniz savunma sistemleri ile ilgili teknolojiyi kendimiz ürettiğimiz sürece, bu bir ütopya değil gerçektir.
    Allah biliyor seni sevmiyorum. Devlet düşmanları ile mücadele ettiğin sürece Devletin devamı, Milletimizin bekası, sözünde durursan asla yalakalık yapmam. Kalbim yapacağın icraatın yayındadır.
    Bana bu kadar zulüm ettin.
    15 yıl daha ömrüm olsa bir 15 yıl daha yatsam kimseye biat etmem.
    Sözlerini gerçekleştirip nefsini ayaklarının altına alırsan ismini altın harflerle yazdırırsın. O zaman senden özür dilemem, yalakalık yapmam, ama hakkımı helal ederim.
    Bu cezaevinde odamda tek yatıyorum. İsteyen beni öldürebilir veya öldürtebilir.
    Lütfen unutmayın, Kuran'dan bazı süreleri Arapça okuyup Türkçe açıklıyorsunuz.
    Sahibi Allah olan insana ve mahlukata Rabbim istemediği sürece kimse zarar veremez. Yeter ki kalbi teslim olsun.
    Haşr süresinin 24.ayetinde Rabbim diyor ki " Göklerde ve yerdeki tüm mahlukat Allah'ı zikreder" Allah'ı zikreden mahlukata Allah emretmediği sürece kimse bir zarar veremez.
    Not: Sayın Cumhurbaşkanım beni istediğiniz cezaevine sürebilirsiniz. 15 hastalığım olmasına rağmen hiç de önemli değil, bu hapishanede kedi gibi yatmıyorum. Cezaevi duvarları, yöneticileri, giysileri aynı değişmez. Zulmün karşısında susursam şeytandan farkım kalmaz. Tek dileğim, ömrümün sonuna kadar Allah'a bağlı olmak son nefesim de Kelime-i Şahadet getirmektir.
    Ölümü her canlı varlık tadacak, zamanını ve mekanını bir tek Rabbim bilir.
    Alaattin Çakıcı.Edit09.08.2017 16:17 gundem4141

  • Türk Televizyon İzleyicisinin Kendisini İzlediklerine Fazla Kaptırdığının 7 Kanıtı

    Televizyon hayatımıza girdi gireli çok şeyi değiştirdi. Önemli bir alet konumunu aldı yaşamımızda. Buna fazlasıyla kendini kaptıranlar oldu. Öyle ki gördüklerine özenip yaşamına son verenler, saçma denilecek işler yapanların sayısı azımsanamayacak kadar fazlalaştı.Edit24.04.2017 14:23 KemalEfe

  • Alaattin Çakıcı'dan Sayın Kamuoyuna

    Bolu F Tipi Cezaevinde kalmakta olan ünlü kabadayı Alaattin Çakıcı, referandum sonrası ilk açıklamasını yaparak, hiçbir kesime ayrım yapılmadan, 80 milyonun kucaklanması gerektiğini ifade etti.

    Bolu F Tipi Cezaevi Müdürlüğü Kanalı İle UYAP Üzerinden Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Makamına

    Sayın Cumhurbaşkanım;

    İnsanlar kimseyi sevmek mecburiyetinde değildir. Yalnız El-Evvel ondan eveli olmayan, tüm yerlerin ve göklerin tek yaratıcısı olan Maliki El-Mümkün tek sahibi olan yüceler yücesi ismi azamı inanan müminler sevmek zorundadır. Onun dışında hiçbir ben-i Adem nesli birbirini sevmek zorunda değildir. Bunu daha evvel dile getirmiştir.

    Sizin Devlet Başkanı olduğunuz aziz T.C. devletini namusum kadar sevmek zorundayım. Ama sizi sevmek zorunda değilim. 16 Nisan’da gerçekleşen referandumdan dolayı %51.4 olmasına rağmen millet iradesine saygı duymak zorundayım. Ama; Milletin %48.6 ya da benim gibi sizde saygı duymak zorundasınız, o da milletin iradesidir. Size yakışan %48.6’yı ötekileştirmek değil temel hak ve insan özgürlüğü, hukukun üstünlüğü, din ve vicdan hürriyeti, adalet kavramının kimseyi ötekileştirmeden bağımsız ve adil, herkese eşit mesafede adil olması, sistemin adı ne olursa olsun adalet topalsa o sistem yıkılır.

    Yaşadığımız coğrafya ve ülkemizde NATO’nun bizi yarı yolda bıraktığını sakın unutmayınız. AB’nin asırlardan ve kurulduğundan beri ön yargılı olduğunu beyninizden sakın 1 saniye dahi çıkarmayınız.

    O kardeş gibi sevdiğimi ve çok güvendiğimiz ABD soğuk savaş döneminde tüm Sovyet coğrafyasının Akdeniz ve Ortadoğu’ya açılan tüm sınırlarının önündeki en büyük engelin T.C. Devletinin olduğunu başta ABD ve dünya dağılan Sovyetler Birliği’nin bu günkü Rusya Federasyonu’ndaki yöneticiler dahi bilmektedir. Onun için kin nefret, ön yargı, Partizanlık, Alevi, Sünni, Caferi ayrımı yapılmadan %48.6 ile %51.4’ü T.C. Devleti üzerinde bütün milletimize düşman olanları şoka uğratmanız için 80 milyonu Evet ve Hayırcısı ile yüreğiniz çok geniş ise 80 milyonu yüreğinizde yaşatınız. 14 Nisan’da bir mektup yazmıştım. Orada da Evet ve Hayırla ilgili aynı cümleleri kullanmıştım. Bazıları bunu sosyal medyada yanlış anladılar. Orada şu cümleyi kullandım; “Yıllarca bu ülkede milliyetçiyim diyen, sırf Tayyip Erdoğan ve ekibine zarar vermek için, PKK, DHKPC ve FETÖ’cü ağzıyla konuşuyorlardı. Bu ülkede FETÖ cemaatiyle işbirliği yapmayan hiçbir parti yapmadım diyemez.” Ben kalü beladan kalü belaya kadar Müslümanım ve Türk oğlu Türküm. Toprağın altında da, üstünde de ülkücüyüm. Hiç kimse zannetmesin ki millete hizmet ediyorum deyipte vatana ihanet edenlerden hesap sorulmayacak diye. Kimse aklına getirmesin.

    Milliyetçiyim deyipte 127 oyla APO asılmasın diye kim imza koymuşsa, eli kanlı katilin hayatı kurtulsun diye kim imza vermişse, daha sonra utanmadan ipi halka atan APO’yu as diye Erzurum’da ipi halka atan o zata soruyorum, ipi atmakla kime mesaj veriyordun?

    Kimse bunların unutulduğunu inanan yanılır. Nasıl "Türk Milliyetçiliğini ayaklarımın altına alıp ezdim" diye 2 yıl Türkiye’nin her yerindeki mitinglerde söyleyeni bilinç altında unutmuyorsa, ip atan, 127 oyla APO’nun asılmasına engel olan arada bir çoşup TV’de ona buna dikilen kasketli ve sigara ağızlığı ile bir sokak bitirimi gibi medyada poz evren bu milletin seni unutacağını mı sanıyorsun? Var mı sende o yürek ? Türkiye genelinde kim sana bağlıysa beni öldürtecek yürek var mı ?

    Bu cümlelerimden dolayı birisi senin dışında cevap verirse ailenin özeline değinirim. Ama seni seven ihtiyar genç kim olursa olsun kafama atmazlarsa onlar kasketlinin şahsına sadık olmayan günü kurtarmanın peşinde olanlardır.

    Sayın Cumhurbaşkanım, Aziz Türk Milleti önünde makamınıza saygılarımla arz ederim.Lütfen kusura bakmayın bu yazdığım 3 sayfalık yazı içerinde bir kasketliye de içimden geleni döktüm. Artık zurnada peşrev aranmaz. O kadar da olsun, tekrar saygılarımla arz ederim.

    19-04-2017
    Alaattin ÇakıcıEdit19.04.2017 22:22 gundem4141