gundem4141
Puanı : 4390.85
Viral haber merkezinde yer alamak için tıkla.

Hakkında

Haberself.com herkesin haber ekleyebileceği bir haber altyapı sitesidir. Bu haber sitesinin aynısını oluşturabilirsiniz. Haberself türkiyenin viral haber merkezi. Haber Eklemek İçin Tıkla. tıkla.
  • Çakıcı, ömrümde hiç kimseye yalakalık yapmadım

    `Kırıkkale` T `tipi` Cezaevi'nde yatmakta olan Alaattin Çakıcı, cezaevi genel müdürlüklerinde yaşanan olaylar ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. İşe o açıklama; KIRIKKALE T TİPİ KAPALI `CEZA` İNFAZ KURUMU KANALIYLA CEZAEVİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (UYAP ÜZERİNDEN) Sayın genel müdürüm ve genel müdür yardımcım, Mehmet Fatih Berivan'lı size genel müdürüm ve genel müdür yardımcım demem devlete saygımdandır. Ömrümde hiç kimseye yalakalık yapmadım, size de yapmam. Daha evvel `Edirne` cezaevinde bütün `sağlık` dosyalarım bir ay kaybolmuştu. Elimdeki dosyalarım birer kopyasını internete koyunca dosyalarımın tümünü cezaevi doktorına teslim edildi. Cezaevi doktoru 1 ay boyunca dosyalarımın kaybolduğunu, içinden bazı önemli evrakların alındığı konusunda `Edirne` 2. Sulh `ceza` mahkemesinde ifade verdim. `Bolu` `aile` doktorunun 15 hastalığımı ve bunların icinden 7-8 tanesinin ölümcül `hastalık` olduğunu cezaevi kurumuna bildirdim rapor da avukatıma bilgi verilip avukat aracılığıyla ailesinin bilgilendirilmesi hususunda rapor tanzim etmiştir. Cezaevi idaresinde `Bolu` cumhuriyet başsavcılığına aynı konu ile ilgili ıslak inazeti resmi yazıyla ekine ekliyorum. Sayın müdürlerim, resmi evrakı idare kaybederek başı gecen `doktor` raporu ile ilgili cumhuriyet baş savcılığına nasıl `yazı` yazabilirler? Cezaevi `aile` doktorunun 17.02.2017' de yazmış oldugu bu yazıdan sonra cumhuriyet Başsavcılığını bilgilendirerek `Bolu` abant `tıp` fakültesinin kontrolden sonra `Bolu` köroğlu hastanesinde bizzat fakülde doktarlar tarafından ölümcül bir amaliyet geçirdim. Daha sonra taburcu edildim. `Bolu` f tipinin sizinde bildigi gibi 50 metre uzagındaki cimento fabrikası kimyasal toz salgılayarak 15 hastalıgımdan biri olan KOAH hastalıgımı tetikleyerek tekrar köroglu devlet hastanesine yatırıldım 1. Yatırılışımda ve diger hastalıklarımda beni amaliyet eden doktarlar göbek fıtıgı kaynaklı bagırsak dügümlenmesine baglı olarak 15×15 greft koyu dikmişlerdir. Hastalıgım iyleşmiş durumunda kalan kanseri tehşizi konuldugundan kolonoskobi yapılması icin KOAH hastalıgımın normale girmesi ve ardından kötü huylu oldugu taktirde kolon kanserinden amaliyet olacagım raporlarımda sabittir. metezarı olarak `bolu` f `tipi` cezaevine getirilmeden keskin t `tipi` cezaevine hasta halimle getirildim. `Sağlık` durumum göz önünde bulundurulmamıştır. Rızam ve istegim olmamıştır. Getiren askerlerden asla şikayetçi degilim. Şikayetçi oldugum kimseler hastalıgımla ilgili olan koroglu devlet hastanesinin bütün yetkileridir. Rapor ve imzamı olmadan hangi gerekcelerle beni metezori oradan tahliye ettiler? Sayın gelen müdür yardımcısına mehmet fatih berivanlı beni hacılar f tipinden tekirdaga, tekirdagdan edirneye siz sürdünüz 85 tane mahkumu sevk ettikten sonra beni 250 tane PKKlı ve 50 komülistin icine gonderdiniz. Orada yaşanan olayları biliyorsunuz ama benim icin önemli değil. 14 temmuz günü beni `bolu` cezaevine siz sürdünüz. 15 temmuz sabahı `bolu` cezaevine girdim 15btemmuz öyleden sonra 85 tane mahkumu türkiyenin degişik yerlerine sevk ettiniz. İhtilal provası kontrol altına alıntıktan sonra bütün adli mahkumları sevk ettiniz 250 tane devlet düşmanının içinde adam gibi yattım biliyormusunuz? Köroglu devlet hastanesinden metezori çıkarılmamın yine sizin emrinizle olduğunu da biliyorum. Keskin t `tipi` cezaevine her türlü kontrölümün cezaevi tarafından yapılmasından sonra koguşuma konuldum. Yatmaya hazırlanır ken cezaevi 1. Cezaevi müdürünün şöförü ve 2 ispiyoncusu odama geldi. `Kamera` kayıtlarında bellidir.bir mütdet sonra ibrahim ve mustafa isimli memurlar çıktı. 1. Müdür şöförü bana abi bizim icin cok önemli fetocu müsün diye sorunca çıldırdım. 08.08.2017 tarihli 12 sayfalık yazımda o gün ki ve o günden sonra gelişen bütün olayları kamuoyuyla paylaşarak cumurbaşkanı ve `adalet` bakanlığının bilgilendirilmesini istedim. Geldiğim `zaman` baş memurlukta 1. müdür şükrü 2. müdür halit ve 2. Müdürler baş müdürlükte oturuyorlardı `kamera` kayıtlarında sabittir. ilk olay patlayınca 1. Müdür, ve diğer müdürler kontrol odasında olayı seyrettiler, müdale etmediler. Olay gecesi tutanak tutuluyor. 1. Müdür şükrü olayı kapatmak icin 2. Müdür halit kapatmak için olayı kapatmak için tutanağı tutan şahısa baskı uygulamıştır. Tutanağı tutan memur görevini yapmıştır. Tutanağı işleme koymayan müdürler yasal `suç` işlemişlerdir. Şu ana kadar hala ifadem alınmamıştır. 18.08.2017 ye kadar tamamen ört bas etilmiş benim ne sözlü nede yazılı ifademe baş vurulmamıştır. Sayın genel müdürüm ve sayın müdür yardımcım 777000 km'lik vatan sathının her yerine ya yüksek düzeyli güvenlik görevleriye yada şahsımıza verilmiş özel güvenlik görevleriyle gidiyormusunuz. Bu aziz vatanın her zerresine bu kadar hastalıgım olmasına ragmen hastalıklarımı bahane etmeden müfettiş tarafından ifademin alınım türküyemin kuzeyi,güneyi, dogusu,batısı bu alan icerisindeki hangi yere gönderirseniz benim için şereftir. Sayın genel müdürüm ve sayın gelen müdür yardımcım, sizin kutsal olduğunu bildiğim için Türkiyenin her yerinden olmayan kirli bilgi akışı olabilir. Size bildirilen bilgilerin bazı mutlaka doğru olduğu gibi bazılarınında kirli bilgi olabileceğini lütfen araştırınınız. Bu 5 satırlık yazımda sakın size yalakalık yaptığımı lütfen düşünmeyiniz, dünyada ve ahirette yanlızca Allah'a karşı sorumluluk hissediyorum. Her ikinizede saygılarımı arz ederim. Alaattin Çakıcı 18.08.2017 -EKLER Ek 1 `Bolu` cumhuriyet başsavcılığına kurum müdürü Salim Özcan tarafından gönderilen 17.02.2007 tarihli `yazı` dosyamdan kaybolan kurum `aile` hekiminin `sağlık` dosyasına tetkikten sonra düzenlenmiş olduğu raporun ekde sunulmuş olduğu ifade ediliyor. Aynı yazının alt paragrafında adelet bakanlığına bilgi verilmesi istenmektedir. `Sağlık` durumuna ilişkin `doktor` tarafından düzenlenen rapor doğrultusunda ortaya çıkacak üzücü bir durumun yaşanmaması için `aile` hekimininin bilgisi doğrultusunda avukatıma bilgi verilmiştir. Hiç bir `aile` hekimi doktoru mahkumun avukatına bilgi veremez raporu hazırlar kuruma verir. Kurum müdürü mahkumun avukatına bilgi verir. Burada 1300 fetocü yatıyor. 400 daki mahkum yatıyor, sayın genel müdürüm, kurum doktoru 1700 mahkumun avukatına bilgi verebilirler mi? Kurum doktorunun işi hastaya sadece hastaysa 10 günlük istirahat raporu verebilir. Hastalığı devam ederse kontrollü olarak cezaevi müdürüne bilgi verilmek kaydıyla raporu uzatabilir. Fakat ölümcül hasta olursa raporu tanzim edip avukatı aracığıyla ailesine bilgi verilmesini kurum müdürünü bilgilendirebilir. Hiç bir `doktor` şifahen ölümcül bir konuda bilgi veremez saygılarımla arz ederim. Alaattin Çakıcı 18.08.2017

    19.08.2017 13:47
  • Alaattin Çakıcı'dan Erdoğan'a çağrı

    `Kırıkkale` T `tipi` cezaevinde yatmakta olan Alaattin Çakıcı önemli açıklamalarda bulundu. İşe o Açıklama; SAYIN CUMHURBAŞKANI MAKAMLIĞINA VE KAMUOYUNA SAYGILARIMLA ARZ EDERİM. 1300 fetöcü mahkumun yattığı cezaevinde ilk geldiğim `gece` odama geçtikten sonra 1. Müdür şöförü ve 2 ispiyoncusu bana "abi sen Fetöcümüsün bizim için çok önemlidir" diyince çıldırdım. Şimdi size birisi Fetöcü derse siz ne anlarsınız. Yani demek istiyor ki; Vatan hainimisin, değilmisin? siz bu cümleyi kabul edermisiniz? 8 Ağustos'ta yazdığım sosyal medyada yayınlanan hepsi doğrudur. 1. Müdür 2. Müdürden koridordaki baş memurlukta oturuyorlardı, `kamera` kayıtlarına bakılırsa, orada olduğu bellidir. Hani sizin için Fetöcüler Vatan haini devletin iliklerine kadar işlemişti. Eğer Fetöcüler Vatan haini ise ve benim için onlar vatan haini, Vatan hainine beyefendi demek şerefsizliktir. O mektupta bahsetmiştim burada bazı görevliler Fetöcülere bey diye hitap ediyor, adli mahkumada hakaret ediyor. 57 gün bazı suçları `adalet` bakanlığı ile cumhuriyet başsavcılığına bildirmemek suçu gizlemektir. Ve yasaları ihlal etmektir. `Ceza` infaz kurumunda, kurum personelleri tarafından tanzim edilen 09.08.2017 tarihi tutanak hükümlü Alaattin Çakıcı hakkında disiplin soruşturması başlamıştır, neden bunu o `gece` ve daha sonra hakkımda disiplin soruşturması olmadı. Evet olayı kapatmak için suçlarını örtmek için sakladılar. Ben basına açıkladıktan sonra böyle bir tutanak tutuyorlar onuda ekliyorum. Onlara değil cumhuriyet başsavcılığı ve `adalet` bakanlığından gönderilen iki yetkiliye veririm kendileri böyle ifade tutanağı alırlarsa, suçlarını örterler. Bu olay 2010 Türkçe olimpiyatlarında Fetullah Gülen'e methiyelere dizen o methiyelerde Fetullah Gülen dünyanın en büyük islam alimidir, ve o bizim güneşimizdir diyen Yozgatlı Bekir Bozdağ'ın bakanlığı döneminde olmuştur. Lütfen hakaret ediyorum anlamında algılanmasın, ben demiyorum bütün `Yozgat` söylüyor. Bir erkeğe `kız` denilmez. Devletin tüm birimleri Yozgat'ta araştırma yapsınlar. Yozgat'lılar kendisine `kız` Bekir diyorlar. İnanın bu cümle benim değil. Buradaki Yozgat'lı infaz memurlarının onunla ilgili kullandığı ve Yozgat'lı tanıdıklarımın kullanmış olduğu bir söylemdir. Oğluda Fetullah Gülenin okullarında bir müddet okumuştur. Şuan avukattır. Sizin dile getiripte davutoğlu ve yol arkadaşları iken düşüncelerinizi ile getiriyorum. Seçimlere kadar devletin içindeki Fetöcü olupta şimdi Fetöye hakaret eden gizli Fetöcüler yavaş yavaş dökülecektir. Bir ülkede `adalet` yıkılırsa devlet yıkılır. Fötücülerle ilgili bir yetkiliye sordum, devlet içindeki Fetönün kaçı temizlendi? En fazla yüzde kırkı dedi. Bazı cezaevlerinin üzerinde güvenlik amaçlı uçaksavarları devlet koydurmuş. Akıl en ufak ayrıntıyı gözden kaçırmamaktadır. Eğer hala devletin kurumlarında yüzde 60 Fetöcü temizlenmemiş ise her cezaevi kurumunda bulunan yetkililerin dış güvenlik ile ilgili tüm görevlerde tünel kazılabilir ihtimalini asla unutmasınlar. F ve T `tipi` `ceza` evleri şehir dışlarında olduğu için kaçırılma imkanı ve başarılı olmaları iyi bir çalışma ile mümkün olabilir 10 kişinin kaçması ile 1000 kişinin kaçması değişmiyor. Böyle bir olay gerçekleşirse onların çıkışındaki batılı güçle Fetö denen o `iblis` hala güçlerini devam ettirdiğini `dünya` medyasında yayinlatarak verebileceği en büyük mesajdır. Şahzınıza ve kamuoyuna saygılarımla arz ederim. Not: Arkalı önlü infaz kurumu ile ilgili savunmamı gönderiyorum UYAP kayıtlı bakanlık mührü nüshasını birlikte cumhuriyet baş savcılığına şikayet dilekçem ile gönderiyorum. Aziz Türk milletine saygılarımla arz ederim. Alaattin Çakıcı

    11.08.2017 18:24
  • Çakıcı'dan flaş açıklamalar

    `Kırıkkale` Keskin T `tipi` cezaevinde yatmakta olan Alaattin Çakıcı gündemi sarsacak açıklamalarda bulundu. Çakıcı yaptığı açıklamada `Kırıkkale` Keskin T `tipi` cezaevine gidişini ve orada yaşadıklarını en ince ayrıntısına varıncaya kadar anlattı. Çakıcının bu mektubunu lütfen dikkatlice okuyunuz. İşte o mektup; Sayın Cumhurbaşkanım ve sayın Kamuoyuna saygılarımla arz ederim Hastaneden metazori, tedavim yarım bırakılarak çıkarıldım. Keskin cezaevine `gece` yarısı getirildim. Eşyalarım X Raydan geçerek, bütün hastalıklarım, ilgili kurul raporlarım sıhhatimle ilgili UYAP kağıtlarım, sağlığımla ilgili `yiyecek` raporlarım, ayaklarımla ilgili idare kurulu ile verilen yıllardır gittiğim yerlerde de taşıdığım, gerektiği an yenisi ile değiştirilmeli metal türü verilen ve `doktor` ve kurul raporlarında gösterilen tüm eşyalarım alındığı, Cezaevi 1.Müdürleri, diğer müdürler, ve `Aile` Hekimi 150-200 gardiyan beni karşıladılar. Odama geçtim. Eşyalarım 20 dakika sonra, kıyafetlerim değiştirip yatmaya hazırlanırken, 1. Müdürün üç ayrı ispiyoncusu, şoförü, bana "Abi sen FETÖ'cümüsün,değil misin? bu bizim için çok önemli" diye sordu. Çıldırdım. Kapı açıktı maltaya çıktım. FETÖ'nün de FETÖ'cülerin de anasına sövdüm. Bu emri bu soruyu bana kim sordurduysa onunda anasına sövdüm. İnfaz memurlarından 8-10 tanesini yumrukla devirerek 150-200 kişi üst katlara kaçıştılar, hapishaneyi bana bıraktılar. Sol bloktan baştan sona kadar giderek, bu hapishanede ne kadar FETÖ'cü, PKK'lı, DHKP-C'li DEAŞ'lı varsa hepsine sövdüm. Oradan sağ bloka geçtim. Orada da aynı küfürleri tekrarladım. Bütün mahkumlar bu konuyu bilmektedir. İki aydan beri ifademi kimse almadı. Hepsi `kamera` kayıtlarında mevcuttur. 3 ile 7 gün içinde ifade alınmadığı takdirde cezaevini yönetenler `suç` işlemişlerdir. Daha sonra 1. Müdürün emri ile `kitap` almamı rica ettiler. "Bizim kütüphaneden `kitap` alır mısın" dediler. Bende "Olur" dedim. İki gün sonra bayan müdüre bana "Mehmet Fatih Belviranlı'nın o adamı, kitaplarını almayın" dediğini söyledi. Bende kendilerine "önemli değil, talep sizden geldi" dedim. Üç gün sonra "Sözündeysen kitapları alalım baro üzerinden getirtelim" dediler. Bu tip prokatif söylemler yoğunlaşınca bende kitapları getirtmedim. Dilekçe yazarak Sultan 2. Abdulhamithan, Atatürk ve Türk Bayrağı için cezaevine asılması konusunda talepte bulundum ve talep doğrultusunda astılar. Akşam üzeri revire çıktığımda Abdulhamithan'ın resmini kaldırmışlar. Aşağıya indiğimde `poster` ve bayrakları indiriyorlar "Neden" diye sordum Bayrağı ve Atatürk'ü indirmek ecdadıma sahip çıkmak, ecdada manevi borçtur. Cennet `mekan` 2.Abdulhamithan hazretlerinin posterini indirmek manevi suçtur. Tüm cezaevlerinde bunu savundum. Son iki yıldır TRT'de filmini çekerek aziz milletimize ecdadımızın kim olduğunu bilmeleri için bu `film` yapılmıştır. Sayın Cumhurbaşkanı ve kamuoyu internete bakın, 2012 Ergenekon davasında tanık olarak Silivri'ye gittiğimde benim bilgim doğrultusunda Mehter Marşı eşliğinde, önün Türkçe Allah, altında büyük Türk bayrağı ve yanında Ulu önder Atatürk ve Abdulhamithan resimleri olan altı `otobüs` getirttim. Bizim Abdulhamithan sevgimiz 50 yıl öncesine dayanır. Her yerde savundum. 1. Müdür Şükrü Beye sordum "Kim kaldırttı" diye, "Mehmet Fatih Belviranlı kaldırttı" dedi. Bende dedim ki "Ya bayrak ve posterler asılacak yada ölürüm odama gitmem" hepsini tekrara astırdım. Odama geçtim. İndirilişler `kamera` kayıtlarında belli. Benim astırdığımda `kamera` kayıtlarında bellidir. Odama geçmeden dediler ki "Tekrar Mehmet Fatih Belviranlı emriyle taktırdık bunları" Mehmet Fatih Belviranlı Allah'a Bayrağa, 2.Abdulhamithan'a sevgisi olan bunları indirtmez diye düşündüm. Bu konuda hassas olan Sayın Cumhurbaşkanına onun hakkında işlem yapacağını, Cumhurbaşkanının karakterini bilen, tavır koyacağını millet bilir. Tabi Türk bayrağını, Atatürk'ü ve , 2.Abdulhamithan'ı kalben seviyorsa sessiz kalmayacağı bilinmektedir. Daha sonra burada görevli 2. Müdür Zafer Çolak, bir mahkum için içeri telsiz sokarken yakalanmıştı. Onun ifadesi alınırken, ifadeyi Zafer Çolak suçunu gizlemek için "Alaaddin Çakıcı'da bisturi var, tarak var çay `kahve` içiyor " diye veriyor. Bana da bu ifade 1. Müdürün emri ile Selma Müdüre, baş memur yanında okuttu. İfadenin alt sayfasında Zafer Çolak ismi, imzası ve cezaevinin mührü basılıdır. Zafer Çolak'ın ifade tutanağı, savunma ile ilgili genel müdürlük bakarsa sözlerimin doğruluğu, o savunma ifadesinin sağ altındaki, ismi soyadı, imzası, üstü mühürlü olduğu görülecektir. Selma müdür bana "Ne olur bu adamın canına bir şey olmasın" dedi. Baş memur hiç bir şey demedi. Çünkü yetkisi ona müsait değildi. Bende Selma Müdüre dedim ki " Söz, canına bir şey olmayacak, ama kolumu bacağımı kırılır bilemem" dedim. Bir gün Selma ve Halit müdür odama geldiler. Arkasından 1. Müdür Şükrü bey ve iki üç tane infaz memuru geldi. Yine Zafer ile ilgili konu açılınca "Canına bir şey olmasın" dediler. Bende "söz canına bir şey olmayacak" dedim. Şükrü müdürde "beni alakadar etmez" dedi. Daha sonara duydum ki bu ikinci müdürün elleri ayakları kırılmış. Selma müdür "bana söz vermiştin" dedi. "Bende senin gibi duydum demek ki canına bir şey olmamış" dedim. Yine bir gün Selma Müdür Delice'den gelen baş memur Yakup ile ilgili bana bu DHKP-C sempatizanıdır, hakkında dava açılmış, Alevidir oruç tutmaz dedi. Bende kendisine "İnsan Alevi olabilir, oruç tutup tutmamak kendisi bilir, hakkında dava açılmışsa devlet neden buraya görevlendirdi" dedim. 1. Müdür ve 2. Müdür bu Selma Müdürü hep kullandılar. Odama geldiklerinde söyledim. "Bir hanımefendiyi neden kullanıyorsunuz" "Taşın altına sizde eliniz koyun" dedim. Kamera kayıtları var. Sonra Yakup baş memur dışarı çıkarıp 1,5 aya yakındır, Jandarmanın yanında `emir` eri gibi oturmaktadır. Burada vatan haini FETÖ'cüler dışarı çıkarken (Avukat görüşü, ziyaret, havalandırma, revir) "Burun beyefendi" diye hitap ediyorlar. Vatan hainine "Beyefendi" diye hitap edenin vatan sevgisi yoktur. Adli mahkuma da "Ulan" diye hitap ediyorlar. Bende bana da "Ulan" diyin dedim. Kimseden ses yok. Sayın Cumhurbaşkanım; daha öncede yazdım. Yurt içinde ve dışında tüm cezaevlerinde `kedi` gibi yatmadım. Bu cezaevinde düzen yok. İspiyonculuk almış başını gitmiş. Çarşamba pazarı gibi. 1.Müdür ve Halit müdür kendilerine bu cezaevinde ispiyoncular bulup, diğer `ceza` infaz memurları üzerinde baskı kurmuşlardır. Sayın Cumhurbaşkanım; 2.Abdulhamithan ve bayrağı özde mi sözde mi seviyorsunuz? Atatürk'ü sevip sevmediğinizi Allah bilir ben bilemem. Bakınız Sayın Cumhurbaşkanım, burada bayrağı indirdiler. Abdulhamithan hazretleri ve Atatürk'ün posterlerini Alalddin Çakıcı astırdı. Şanlı bayrağımıza Akif'in dizeleri ile methiyeler diziyorsunuz. Abdulhamithan hazretleri içinde bir dahi, `kalp` gözü açık, salih rabbimin bir mümini, uluslar arası ilişkilere bir dahidir diye, son iki yıldır çalışmalarınız var. Bakınız yıllarca barış süreci, emrinizle devletin en üst bürokratları, vatan hainleri ile görüştüler. FETÖ'nün ve Batının ajanı olan sizin elinden tutup Genel Başkan yaptığınız, Davutoğlu denen Ermeni Patriğinin Fener Rum patriği olan Bartholomeos'un önünde Musevi cemaat lideri önünde namaza durur gibi, ellerini göbeği üzerinde bağlayan FETÖ'ye ve ABD'ye bağlı olan adamı pazarlığa oturttunuz. Sonra Başbakan oldu. Sonra FETÖ'cülerin emriyle size alternatif `olmak` istedi. 15 Temmuz'a gelme sürecinin hızlandıranlardan bir ayağı da Batıya göbekten bağlı olan Başbakan yaptığınız Davutoğlu'nun bilerek veya bilmeyerek, bu aymaz durumu 15 Temmuz sürecini hızlandırmıştır. Konuşmalarınızda "Türk Milliyetçiliğini ayaklarımın altına alır ezerim" dediniz. Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkücüler Aziz Milletimizin teminatıdır.Bunu sizde biliyorsunuz. Yıllrdır iktidara gelmeden önce de Başörtüsüne özgürlük getirilsin dediniz. MHP'lilerin oyu ile Başörtüsüne özgürlük geldi. Cumhurbaşkanını halk seçsin dediniz yine imdadınıza `MHP` ve Ülkücüler yetişti. Anayasayı değiştirirken de `MHP` ve Ülkücü kökenli Milletvekilleri önünüzü açtı. Başkanlık sistemi `MHP` ve Ülkücü Milletvekilleri olmasaydı geçmezdi. Eski Akıncılar, devlete kurşun sıkan tüm Marksistlerle Devlete `savaş` açmışlardı. Amaçları Devleti yıkmaktı. Sizinde arkadaşınız olan İslam Enstitüsü mezunu derneğinin onursal başkanı Selahattin Yazıcı ile hem Askeri cezaevinde hem şube de beraber yattık. Ben ve birkaç arkadaşım arkasında namaz kılıyorduk. Orada bir olay gelişti. İdare bizi idare odasına alınca. Ben dedim ki " Selahattin Yazıcı orada kaldı lütfen onu da alın" dedim getirdiler. Selahattin Yazıcı dedi ki " Alaattin sen beni solculara öldürtmek mi istiyorsun, bizim mücadelemiz devletle, siz ise devletin devamı için mücadele ediyorsunuz" dedi. Nedir bu Akıncı cenahtan gelen bu `kin` ve nefret? Devletin sigortası sizin hükümet olduğunuz bu süreçte Ülküler ve Ülkücü kökenli milletvekilleri devletin ve parlamentonun teminatı olduğunu herhalde yeni anladınız. Hala bizi Müslüman görmüyorsunuz. Kurt işareti yapıldığı için bazı çevrelerde "Bunlar Allah'a inanmaz, sürekli kurt işareti yapıyorlar" Hanginiz bir Ülkücü kadar kalbi olarak İslam'ı yaşaya biliyor. Sizde bu aralar Kurt işreti yapıyorsunuz. Allah'a, Kuran'a,Peygamber Efendimize kalbi iman etmiş iseniz sigortanız olan Ülkücüleri ve hangi etnik gruptan olursa olsun `HDP` ve devlet düşmanı hariç Alevisi, Sünnisi, Çepnisi, Avşarı, Kara keçlisi, Kınık, Kayı tüm Türkmen boyu yörüklerini , Ahıskalısını, Boyatlısını bunların hepsi ilmin bahçesinden nefes alıp ufak tefek farklılık olsa da bunları bir arada tutmak Arabı, Kürdü, Çerkezi, Lazı, Boşanığı, Zazası, bir arada tutmak sizin görevinizdir. Hatırlar mısınız size bir mektup yazdım. 15 Temmuz'dan önce Edirne'den. Yusuf suresini her `gece` saat 11:00 ve 01:00 arası o sessizlikte dinleyiniz. Edirne başsavcısı bana sordurttu. Yusuf Suresi ile ne demek istiyor.Bnede cevap verdim "içinde yazıyor" diye. Yusuf'u kardeşleri kuyuya attı. Rabbim onu çıkarttı. Bir süre cezaevinde de nefsini imtihan etti. Sonra Mısır'a aziz oldu. Sizi 15 Temmuz'da kardeşleriniz kuyuya attı. Aynı Yusuf Aleyhisselam gibi cezaevinde kısa bir süre yattınız. Bu millet sizi kuyudan çıkarttı. Devletimizin parçalanmasına Rabbim müsaade etmedi. Size çok büyük bir lütufta bulundu. Lütfen nefisinizi yenin, ayaklar altına alın.Bunu yaparsanız, bu millet sizi değil sırtında, kafasında taşır. 2029 söylediklerinizin yüzde 75'i gerçekleşirse Balkanlarda, Kafkaslarda, Güneybatı `Asya` kadar, Kuzey Afrika'nın her yerinde bu aziz Türkiye Cumhuriyeti Devleti, hani "Dünya beşten büyük" diyorsunuz ya, o `zaman` bu söyleminiz eyleme dönüşür. Dünyayı yöneten üst aklın masasında onlarla eşit düzeyde söz sahibi olursunuz. En önemlisi ilk beş yılda Türkiye genelinde terörü sıfırlayıp, Gri İsrail Kürt Devletine müsaade edilmediği sürece hava kara `deniz` savunma sistemleri ile ilgili teknolojiyi kendimiz ürettiğimiz sürece, bu bir ütopya değil gerçektir. Allah biliyor seni sevmiyorum. Devlet düşmanları ile mücadele ettiğin sürece Devletin devamı, Milletimizin bekası, sözünde durursan asla yalakalık yapmam. Kalbim yapacağın icraatın yayındadır. Bana bu kadar zulüm ettin. 15 yıl daha ömrüm olsa bir 15 yıl daha yatsam kimseye biat etmem. Sözlerini gerçekleştirip nefsini ayaklarının altına alırsan ismini altın harflerle yazdırırsın. O `zaman` senden özür dilemem, yalakalık yapmam, ama hakkımı helal ederim. Bu cezaevinde odamda tek yatıyorum. İsteyen beni öldürebilir veya öldürtebilir. Lütfen unutmayın, Kuran'dan bazı süreleri Arapça okuyup Türkçe açıklıyorsunuz. Sahibi Allah olan insana ve mahlukata Rabbim istemediği sürece kimse zarar veremez. Yeter ki kalbi teslim olsun. Haşr süresinin 24.ayetinde Rabbim diyor ki " Göklerde ve yerdeki tüm mahlukat Allah'ı zikreder" Allah'ı zikreden mahlukata Allah emretmediği sürece kimse bir zarar veremez. Not: Sayın Cumhurbaşkanım beni istediğiniz cezaevine sürebilirsiniz. 15 hastalığım olmasına rağmen hiç de önemli değil, bu hapishanede `kedi` gibi yatmıyorum. Cezaevi duvarları, yöneticileri, giysileri aynı değişmez. Zulmün karşısında susursam şeytandan farkım kalmaz. Tek dileğim, ömrümün sonuna kadar Allah'a bağlı `olmak,` son nefesim de Kelime-i Şahadet getirmektir. Ölümü her canlı varlık tadacak, zamanını ve mekanını bir tek Rabbim bilir. Alaattin Çakıcı.

    09.08.2017 16:17
  • Çakıcı, Delikanlı gibi işin altından kalkar..

    Sayın kamuoyuna saygıylarımla Van'da ringte haberim olmadan gelişen olayla ilgili basında bir `yazı` çıkmıştı. Gönderdiği fax'da anladım ki kan bağım olmayan ama kan bağımdan daha yakın yeğenim olan, yeğenim `Bora` Toprak'ın yaptığını göndermiş olduğu fax'tan anlaşılmaktadır. Mektubun ortasında `Van` yüksek cezaevi kurumunun imzasıda gözükmektedir. Olmayan bir olay da cezaevi idaresi mektup komisyonu o bölümleri çizer ve iptal eder. Bahsedilen Hakan Çillioğlu'nun `kaş` kemiği yarılıp gözleri `balon` gibi olmuş, elmacık kemikleri kırılıyor yüzünün sağ tarafı yarılıyor, hastaneye kaldırılıyor hastanede dikiş atıldığı Van'daki yetkililer tarafından bilinmektedir. İnsan bir `hadise` ile karşılaşabilir, yumrukda yer, vurabilirde ama `erkek` adam böyle bir olay olmadı diye açıklama yapmaz. Delikanlı gibi işin altından kalkar `Bora` Toprak kendine münhasır bir insandır. Güçlü bir aileside vardır, bana ihtiyacı'da yoktur ama saçının bir teline kahpece dokunan bedelini ağır öder. (Buda böyle bilinmelidir) Saygılarımla kamuoyuna arz ederim 13.07.2017 Alaattin Çakıcı

    13.07.2017 19:09
  • Çakıcı'dan Çillioğluna sert sözler

    Kırıkkale’de yatmakta olan Alaattin Çakıcı yazdığı mektupla önemli mesajlar gönderdi. Sayın Kamuoyuna Sosyal basında çıkan “Çillioğlu ringte yaralandı bir Adanalı mahkum tarafından” hadisesi doğru veyahut yanlış bilemem. Dayak yiyen dövüldüm demez, adam olan adam gibi konuşur. Ne yapması gerekirse onu yapar. Hakan Çillioğlu ben Kartal Cezaevinde yatarken Eskişehir’de içeriden sana kapı yaptırmıştı. Cezaevi can güvenliğinlen ilgili anahtarı sende idi. O günkü tüm mahkum olan biliyor. Bana mektup yazdığın Eskişehir’de cezaevi kayıtlarında ve Kartal Cezaevi kayıtlarında belli. Mektup hala bende. Fotokopisi de Atalay Cebesoy’a verdim Şahin de biliyor. Orda Kenan Ali Gürsel’den bahsetmeden benimde 2 `suç` ortağımı ve akrabam olurdu. Onları öldürdüler. Bütün bu işlere sebep Sedat Peker’dir. Benim hasmımdı r diye yazıyorsun. Seni yıllarca izledim. Kenan Ali Gürsel’len ilgili hiç açıklama yapmadın. Senin Bayrampaşa olayından sonra cezaevlerinde nasıl yattığın belli. Evet sen Kenan’ı öldürdün 20 dakika sonrada aynı cezaevinde Ferdi Neybet iki `suç` ortağını akraban oluyormuş. Hayatların kaybedilmesine sebep oldun. Neyin havasını atıyorsun. Türkiye’de herkes benim yaptığım hadiseleri biliyor diyorsun. Kenan’ı öldürdün 20 dk sonra aynı cezaevinde 2 akraba olan `suç` ortağını kaybettin. Ölen akrabalarının intikamını niye almadın? Notun devamı, Eğer ringteki olay doğru ise `Van` F `Tipi` Cezaevi, yüksek güvenlikli bir cezaevi daha varmış. Cezaevi yetkilileri ringte olay olmuş handarma da olayı bilmektedir. Bu kadar basit Türkiye cezaevlerindeki mahkumlar mektup ve faksla iletişim halinde. Böyle bir olay yoksa seni hastanelik yaptı diyen mahkum böyle biir olay var veyahut yok diye açıklama yapar. Bu kadar basit. İnsanoğluna saldırı olur. Bana da Edirne’de tezgah kurdular. DHKP-C ve İDARE bir yumruk salladı. DHKP-Cli yumruğun yarısı isabet etti. Ama DHKP-C ilen gardiyanı ikisini de vurdum belden yukarı. Her ikisinden mahkemem devam ediyor. Komunisten 3 yıl gardiyandan 7,5 yıl dan yargılanıyorum. Yarım vurulan yumruğu inkar etmedim mahkemede bile, `insan` yumruk yer gereğini de yapar seni kötü dövmüşse gereğini niye yapmadın. 2 akrabanın intikamını niye almadın. Sağmalcılar’da ölenlerlen ilgili. Bak bunların intikamını almak sana düşer. Bencilce hava atmamak gerekli. Bir de 17 yıl evvel haddine mektup yazmaz Sedat Peker. Benimde hasmım 2 yakınımı kaybettim demez. Sedat senin hemşehrin, adam hemşehrisini satar mı? Gelişen ringteki olaydan, doğru yanlış haberim yok akıllı ol.Hasım hasım gibi davranır. Eğer ringte dayak yemiş yazılan gibi ise sana yakışan inkar değil, işin altından kalkabiliyorsan kalkmaktır. Şerefli ve onurlu insanlar yazdığı mektubu inkar etmez, sana bu mektubu yazmazdım. 17 yıl evvel yazdığına cevap bile vermedim. `Basın` açıklamasında, madem yaptın üstü kapalı değil bir ismi var, ismiyle hitap edilir. İnkar sonra edebilirsin. Aynı cezaevinde kaybediyorsun. Yalanlasan tutanaklarda sabit ve `mahkeme` kayıtlarında 11 ay sonra senin benim hasmımdır dediğin kişinin aynı cezaevinde 2 arkadaşı ölüyor. 8 ağır yaralısı var nedense kimse ölülerine sahip çıkmıyor. Ölen arkadaşlarına sahip çıkamıyorlar ve de inkar edenler adamlıktan bahsetmezler. Bazı `insan` bir şeyler yaptı doğrudur ama ölülerine sahip çıkmalılar.

    10.07.2017 21:54
  • Alaattin Çakıcı'nın yeğeni Kenan Ali Gürsel'i Hakan Çillioğlu kimdir olayın geçmişi...

    1999 yılında Bayrampaşa Cezaevi'nde yaşanan silahlı çatışma yaşanmış Hakan Çillioğlu, Alaattin Çakıcı'nın yeğeni Kenan Ali Gürsel'i tabanca ile vurarak öldürmüştü. Alaattin Çakıcı'nın yeğeni Kenan Ali Gürsel'e silahlı saldırıda bulunan `tetikçi` Hakan Çillioğlu, Van'da Cezaevi aracında Adanalı bir mahkum tarafından saldırıya uğradı. Saldırıda Hakan Çillioğlu'nun elmacık kemikleri,kaş kemiği kırıldı. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı. Alaattin Çakıcı'nın yeğeni Kenan Ali Gürsel'i Hakan Çillioğlu kimdir olayın geçmişi... Kenan Ali Gürsel, ikinci müdürün odasına giderken, Hakan Çillioğlu da revire çıkmak istedi. Gardiyanların gözetiminde D17 koğuşundan alınıp, 425 metrelik ana maltayı geçtikten sonra görüş odasına getirildi. Buradaki metallere duyarlı kapıdan geçirilip, üst katında revir bulunan idari bölüme alındı. Alaattin Çakıcı'nın yeğeni Kenan Ali Gürsel ve Hakan Çillioğlu karşılaştı. Hakan Çillioğlu, ikinci müdürün odasının önündeki koridorda, Kenan Ali Gürsel'e üç el `ateş` etti. Ve , Kenan Ali Gürsel orada öldü. Aynı cezaevinde 20 dakika sonra , Kenan Ali Gürsel'in `suç` ortağı Ferdi Heybet Hakan Çillioğlu'nun koğuşunu bastı. Bu baskında Hakan Çillioğlu'nun halasının ve dayısının oğlu olan iki kişiyi öldürdü. Koğuştan maltaya çıkarak çatışmaya devam ediyor. Bu çayışma sonucu iki kişiyi ağır yaralıyor ve orada hayatını kaybediyor. Bayrampaşa Cezaevi'nde yaşanan bu büyük çatışma sonucu her iki taraftan 8 kişi ölüyor. 1999'da yaşanan bu olaydan bir yıl sonra Bayrampaşa Cezaevi'nde B - 7 koğuşunda kalan 10 mahkum tarafından ziyaret dönüşü Kenan Ali Gürsel'in arkadaşlarına pusu kuruluyor. Kenan Ali Gürsel arkadaşları ise karşı taraftan 2 kişiyi öldürüp 8 kişiyi ağır yaralıyor.

    07.07.2017 16:19
  • Alaattin Çakıcı seni bu saatten sonra sadece Allah koruru!

    Alaattin Çakıcı'nın Bolu'dan Kırıkkale'ye nakli sırasında 9 adamının yolda pusu kurup onu kaçıracakları haberlerine Çakıcı sert `tepki` gösterdi. `Kırıkkale` F `Tipi` Cezaevi'nde yatmakta olan Alaattin Çakıcı önemli konu ile ilgil açıklamalarda bulundu. Çakıcı "Ankara'da 9 tane değişik zamanlarda tanıdığım kişileri yapılan operasyon neticesinde yakalanan bu kişileri bazı `basın` organları bilerek "Alaattin Çakıcı'yı arkadaşları sevk sırasında kaçıracaklardı" diye haberler yaydı ben ve benim hiçbir arkadaşım devletin `Polis` ve Askerine hiçbir `zaman` yanlış yapmaz. " dedi. İşte o açıklama ; Tedavim tamamlanmadan `hastane` baskı ile, göndermiş olduğu evrakta da belli olduğu üzere ameliyatlı olmama rağmen ayrıca KOAH tedavisi olmama rağmen ve vücudumun beş ayrı bölümünden haftada iki gün bir saat yirmi dakika `fizik` tedavisi almamla ilgili aynı ünitede yatırıldım. KOAH ile ilgili beni yatıran `doktor` hanımın imzası, fizyo terapistin `kendi` el yazısı ile 30 seans `fizik` tedavisi görecek imzası, başhekimin imzası, acil doktorunun imzası sunacağım raporlarda bellidir. Daha evvelden yazdığım gibi bu `iş` devletin içinde kalmış, FETÖ'cülerin mi işi yoksa Cumhurbaşkanının haberi olmadan kraldan çok kralcı yetkili bir bürokratın emriylemi oldu. Bu `emir` ile yasal olmayan bir şekilde beni taburcu etmek istedikleri `zaman` sevkimi yapan tüm subay ve astsubaylar şahittir. Yolculuğum esnasında seyahatimle ilgili `yolculuk` yapabilirmiyim yapamazmıyım diye talepte bulundum. Avukatımda bu konuya şahittir. Bana doktorlar seyahat edebilirsin can güvenliği ile sıhhati açısından sorunu yok diye bir `kağıt` gösterdiler. Bende " nerede bana sorulduğuna dair imzamı gösterin dedim" bugün ki `tarih` ile hastanenin naklime ilişkim evrakta aynen şu ifadeler geçmektedir. " hasta 12.05.2017 tarihinde hastanemize yatmış, takip eden klinik tarafından tedavi düzenlenmiştir. Takip eden uzmanlık bölümünün uzmanlık alanı ile ilgili tıbbi bilgi ve gerekçe ile epikrizi düzenlenerek 06,06.2017 tarihinde hastaneden taburcu edilmiştir. Hastanın yatışı sürecinde herhangi bir taburculuk talebi resmi ve sözlü olmamıştır. Hastanın başka bir ile nakli ile ilgili hastanemizin konuya herhangi bir dahli ve yetkisi yoktur" Sayın kamuoyu bu kadar rahatsızlıklarıma rağmen rahatsızlıklarım belge ile ortada olmasına rağmen tedavisi devam eden hasta taburcu edilemez. Edilse bile hastaneden tekrar muayene olup, sakıncası vardır yahut yoktur diye rapor vermeleri gerekmektedir. Bu rapor olmadan beni direk hastaneden Keskin T `Tipi` Cezaevine görevli jandarmalar getirdi `Bolu` F Tipine asla geri gitmedim. Cezaevinin önünde eşyalarım arabaya konuldu. Yolculuğum ile ilgili `doktor` muayenesi hiçbir yerde yapılmadı, hastaneden sonra `Bolu` F `Tipi` Cezaevinden içeri asla girmedim. Yeni cezaevine, keskine geldikten sonra basında bir `yazı` çıktı. Ankara'da 9 tane değişik zamanlarda tanıdığım kişileri yapılan operasyon neticesinde yakalanan bu kişileri bazı `basın` organları bilerek "Alaattin Çakıcı'yı arkadaşları sevk sırasında kaçıracaklardı" diye haberler yaydı ben ve benim hiçbir arkadaşım devletin `Polis` ve Askerine hiçbir `zaman` yanlış yapmaz. Devletin `Polis` ve Askerine her `zaman` saygılıyız, tabi devlete bağlı olanlara. Ankara'da alınan şahıslar Ankara'ya bir iftar yemeğine davet edilmiş, hasım sahibi insanlar olduklarından silahlarıyla birlikte yakalanmışlardır. Bu şahısların emniyetteki ifadelerinde soru sormuşlar "Osman Gökçek'e suikastemi geldiniz" ve benimle bağlantı kurmak istemişlerdir ben Osman Gökçek'i tanımam. Babası Melih Gökçek' i sevmem gazeteye Alaattin Çakıcı arkadaşları tarafından kaçırılacak haberini yansıtan Melih Gökçek denen belediye başkanına şunu soruyorum. "Şu andan itibaren oğlu ve kendini devlet koruyabilir biliyorum Ankara'da kime güveniyorsa güvensin Kabadayı mıdır, bitirim midir? Kimse kimseyi koruyamaz yıllarca Ankara'yı sömürdüler FETÖ'cülere ihale verdiler o benim sorunum değil devletin sorunudur ama beni `kendi` gibi Amerikan uşağımı zannediyor ömrümce şerefli TSK mensuplarına saygı duydum onurlu Türk Polisine yaşamım boyunca hep saygılı oldum. Alaattin Çakıcı'nın arkadaşlarının nakil sırasında kaçıracak diye yansıtan Melih efendi Vatan hainleri jandarmaya Polise saldırı yapar, ya çatışmaya girmek için yada mahkumu kaçirmak için. Unutma, artık her türlü ister kendini güvene al ister alma oğlunla birlikte ben hayatım boyunca kimseye kahpelik yapmadım önceden `haber` veririm kamuoyuna saygılarımla arz ederim. Alaattin Çakıcı

    13.06.2017 09:34
  • Alaattin Çakıcı seni sadece Allah korur

    Alaattin Çakıcı'nın Bolu'dan Kırıkkale'ye nakli sırasında 9 adamının yolda pusu kurup onu kaçıracakları haberlerine Çakıcı sert `tepki` gösterdi. `Kırıkkale` F `Tipi` Cezaevi'nde yatmakta olan Alaattin Çakıcı önemli konu ile ilgil açıklamalarda bulundu. Çakıcı "Ankara'da 9 tane değişik zamanlarda tanıdığım kişileri yapılan operasyon neticesinde yakalanan bu kişileri bazı `basın` organları bilerek "Alaattin Çakıcı'yı arkadaşları sevk sırasında kaçıracaklardı" diye haberler yaydı ben ve benim hiçbir arkadaşım devletin `Polis` ve Askerine hiçbir `zaman` yanlış yapmaz. " dedi. İşte o açıklama ; Tedavim tamamlanmadan `hastane` baskı ile, göndermiş olduğu evrakta da belli olduğu üzere ameliyatlı olmama rağmen ayrıca KOAH tedavisi olmama rağmen ve vücudumun beş ayrı bölümünden haftada iki gün bir saat yirmi dakika `fizik` tedavisi almamla ilgili aynı ünitede yatırıldım. KOAH ile ilgili beni yatıran `doktor` hanımın imzası, fizyo terapistin `kendi` el yazısı ile 30 seans `fizik` tedavisi görecek imzası, başhekimin imzası, acil doktorunun imzası sunacağım raporlarda bellidir. Daha evvelden yazdığım gibi bu `iş` devletin içinde kalmış, FETÖ'cülerin mi işi yoksa Cumhurbaşkanının haberi olmadan kraldan çok kralcı yetkili bir bürokratın emriylemi oldu. Bu `emir` ile yasal olmayan bir şekilde beni taburcu etmek istedikleri `zaman` sevkimi yapan tüm subay ve astsubaylar şahittir. Yolculuğum esnasında seyahatimle ilgili `yolculuk` yapabilirmiyim yapamazmıyım diye talepte bulundum. Avukatımda bu konuya şahittir. Bana doktorlar seyahat edebilirsin can güvenliği ile sıhhati açısından sorunu yok diye bir `kağıt` gösterdiler. Bende " nerede bana sorulduğuna dair imzamı gösterin dedim" bugün ki `tarih` ile hastanenin naklime ilişkim evrakta aynen şu ifadeler geçmektedir. " hasta 12.05.2017 tarihinde hastanemize yatmış, takip eden klinik tarafından tedavi düzenlenmiştir. Takip eden uzmanlık bölümünün uzmanlık alanı ile ilgili tıbbi bilgi ve gerekçe ile epikrizi düzenlenerek 06,06.2017 tarihinde hastaneden taburcu edilmiştir. Hastanın yatışı sürecinde herhangi bir taburculuk talebi resmi ve sözlü olmamıştır. Hastanın başka bir ile nakli ile ilgili hastanemizin konuya herhangi bir dahli ve yetkisi yoktur" Sayın kamuoyu bu kadar rahatsızlıklarıma rağmen rahatsızlıklarım belge ile ortada olmasına rağmen tedavisi devam eden hasta taburcu edilemez. Edilse bile hastaneden tekrar muayene olup, sakıncası vardır yahut yoktur diye rapor vermeleri gerekmektedir. Bu rapor olmadan beni direk hastaneden Keskin T `Tipi` Cezaevine görevli jandarmalar getirdi `Bolu` F Tipine asla geri gitmedim. Cezaevinin önünde eşyalarım arabaya konuldu. Yolculuğum ile ilgili `doktor` muayenesi hiçbir yerde yapılmadı, hastaneden sonra `Bolu` F `Tipi` Cezaevinden içeri asla girmedim. Yeni cezaevine, keskine geldikten sonra basında bir `yazı` çıktı. Ankara'da 9 tane değişik zamanlarda tanıdığım kişileri yapılan operasyon neticesinde yakalanan bu kişileri bazı `basın` organları bilerek "Alaattin Çakıcı'yı arkadaşları sevk sırasında kaçıracaklardı" diye haberler yaydı ben ve benim hiçbir arkadaşım devletin `Polis` ve Askerine hiçbir `zaman` yanlış yapmaz. Devletin `Polis` ve Askerine her `zaman` saygılıyız, tabi devlete bağlı olanlara. Ankara'da alınan şahıslar Ankara'ya bir iftar yemeğine davet edilmiş, hasım sahibi insanlar olduklarından silahlarıyla birlikte yakalanmışlardır. Bu şahısların emniyetteki ifadelerinde soru sormuşlar "Osman Gökçek'e suikastemi geldiniz" ve benimle bağlantı kurmak istemişlerdir ben Osman Gökçek'i tanımam. Babası Melih Gökçek' i sevmem gazeteye Alaattin Çakıcı arkadaşları tarafından kaçırılacak haberini yansıtan Melih Gökçek denen belediye başkanına şunu soruyorum. "Şu andan itibaren oğlu ve kendini devlet koruyabilir biliyorum Ankara'da kime güveniyorsa güvensin Kabadayı mıdır, bitirim midir? Kimse kimseyi koruyamaz yıllarca Ankara'yı sömürdüler FETÖ'cülere ihale verdiler o benim sorunum değil devletin sorunudur ama beni `kendi` gibi Amerikan uşağımı zannediyor ömrümce şerefli TSK mensuplarına saygı duydum onurlu Türk Polisine yaşamım boyunca hep saygılı oldum. Alaattin Çakıcı'nın arkadaşlarının nakil sırasında kaçıracak diye yansıtan Melih efendi Vatan hainleri jandarmaya Polise saldırı yapar, ya çatışmaya girmek için yada mahkumu kaçirmak için. Unutma, artık her türlü ister kendini güvene al ister alma oğlunla birlikte ben hayatım boyunca kimseye kahpelik yapmadım önceden `haber` veririm kamuoyuna saygılarımla arz ederim. Alaattin Çakıcı

    13.06.2017 09:29
  • ALAATTİN ÇAKICI'DAN FLAŞ AÇIKLAMA

    Kamuoyuna saygılarımla arz ederim. Ölümcül hasta iken `bolu` köroğlu hastanesinde daha evvel büyük ameliyat geçirdim. Sonra KOA krizinden süresiz yatırıldım, ve 30 seans hafta da iki gün başhekim ve 3 `doktor` Nuray Oktay denen `kadın` mı yoksa `erkek` düşmanı, feminist beni yatıran kadında onayı var uygundur demiştir. Ankara'da benden rahatsız olan görevlilermi yoksa devletin siyasi kanadındaki FETO'cu şerefsizlerin emriylenmi 15 hastalığı olan yatan hastayı metezoru tahliye ediyorlar vede bana sormadan `doktor` raporuyla seyahat edebilir mi edemez mi, yasal olarak sormaları lazımken `hastane` başhekimi Nuray hanım diğer 5 imzayı koyan `doktor` havadan, karadan seyahat edebilir can güvenliği sorunu yoktur demişlerdir. Bu anası eskimişlere soruyorum, sizler devletin içindeki fetöcülerden mi `emir` aldınız halen mecliste 80 tane FETO' cü olduğu bilinmektedir Allah'tan başka kimseye boyun eğmem. Ulan CİA'nin iti FETÖ `Kırıkkale` T tipinde bin yüz kişisiniz, beni öldürecek sizde yürek varmı, alın Pensilvanyadan `emir` yapamıyorsanız ananız eskimiştir. Eğer sizin parmağınız varsa Kırıkkale'de alayınıza ve FETÖ'ye küfür ettim tüm cezaevi biliyor bende buradayım sayın Tayyip Erdoğan'ın dışında hükümete yakın `emir` verilmişse adamsanız beni öldürün. Bu kapının önüne gelen yaşlı, `kadın` çocuk dışındaki FETÖ itleri size serum takarım, bunu her yattığım ildede aynısını yaparım. Güvendiğiniz AB, `ABD` sizi nereye kadar korur. Evet çok hastayım ama Rabbime hamd olsun yürüyorum, konuşuyorum kendimide koruyacak kadar fiziksel gücüm var. Adım Alaattin Çakıcı hangi tür Vatan haini denemek isterse adliyede, hastanede, hapishanede denemezlerse kahpe analılardır kamuoyuna saygılarımla.. Alaattin Çakıcı

    09.06.2017 11:32
  • Anafor Davası 30 Mayıs'ta İzmir Bayraklı Adliyesinde

    15 Temmuz sürecinden sonra Fetö kumpası olduğu tüm gerçekliğiyle anlaşılan ve hala `karanlık` bir dosyada bekletilmeye devam edilen.İzmir Anafor operasyonu davası 30 Mayıs 2017 tarihinde İzmir Bayraklı Adliyesinde görülecek.

    28.05.2017 14:09
  • Sayfa :

    Hakkında

    Haberself.com herkesin haber ekleyebileceği bir haber altyapı sitesidir. Bu haber sitesinin aynısını oluşturabilirsiniz. Haberself türkiyenin viral haber merkezi. Haber Eklemek İçin Tıkla. tıkla.