15.515 gösterim
5,74 viral puan

Osmanlının Karanlık ve Kanlı Yüzü Olan Cellatların 7 Maddede Tanımı

Osmanlı'da cellatlar, devrin en karanlık ve acımasız yüzüdür. Osmanlıda saraya davet bazen ölüme davettir. Davetli geldiğinde gerginliği gelen kadehten anlardı. Eğer beyaz kadehle şerbet geldiyse bu affedildiği ancak sürgün edileceği anlamına gelirdi. Eğer kırmızı kadehle geldiyse bir terslik olduğuna işaretti. Padişah iki elini kaldırıp bostancıbaşı diye gürlediğinde ise cellatlar devreye girerdi
EnesAbiş 21.11.2016 saat 11:18
  1. 1. Osmanlı'nın Azrailleri

    Cellat kelimesi Arapça'da kamçı vuran eziyet eden anlamına gelmektedir. cellatlar Osmanlı'nın kudretli olduğu 15. yy da kullanılmaya başlanmıştır. Başta devlet adamları olmak üzere idam cezasına çarptırılan herkesin ölümü cellatların ellerinden olurdu. Bostancı ocağına bağlı bir ocaktan türeyen cellatlar genellikle Hırvat ve çingeneler arasından seçilirdi . Yazılanlara göre ilk kurulduğunda 5 cellat varken bu rakam 70 e kadar yükselmiştir. Özellikle sağır ve dilsizlerden seçilirlerdi. Bundaki amaç idam ettikleri şahsın son çığlıklarını duymasını engellemek ve yaptığı işten olumsuz olarak etkilenmesini önlemektir.
  2. 2. Cellatlarda Devrecilik

    Aralarında rütbe esastı. Devlet adamlarının idamları söz konusu olduklarında bunu sıradan bir cellat değil cellat başı denilen bostancıların liderleri gerçekleştirilirdi. Hırsızlar genellikle hırsızlık yaptıkları semtte bazen de girdikleri evin önünde asılırlardı. Katiller ise işkence ile öldürürlerdi. Bunun iki çeşidi vardı. Çarmıh ve çengel. İdam kararı alınan kişi önce Topkapı sarayında bulunan cellat çeşmesinin önüne getirilir ve burada celladın kılıç darbesiyle idamı gerçekleştirilirdi. Bu çeşme cellatların idam sonrası kanlı kılıç ve baltalarını burada yıkadığından dolayı almıştır.
  3. 3. Kelle Koltukta Geziyoruz

    Çeşmenin önündeki taş ise infaz edilen kişinin infaz edilen kişinin ibret alınması için kellesinin sergilendiği ibret taşıdır ve bu iki yerinde hatıraları çok kanlıdır. Kafası cellat satırı ile uçurulan binlerce kişinin kelleleri bu taşın üzerinde teşhir edildi ve cellatlar binlerce kişinin kanını bu çeşmede yıkadılar. Cellatlar daha sonra kestiği kelleyi koltuk altına koyarak gezdiklerinden sonra "kelle koltukta geziyoruz" kelimesi türemiştir.
  4. 4. Parça Parça Mezar

    Ancak infaz işlemi sadece bu çeşmenin önünde gerçekleşmez balıkhane kasrında kementle boğularak mahkum öldürülür ardından cesedin ayağına taş bağlanarak denize atılırdı. Vezirler sadrazamlar ve devlet adamları genelde boğdurulur sıradan insanlar ve yeniçerilerin başları genelde kılıçla vurulurdu. İdam edilecek şahıs İstanbul dışında bir bölgede ise kesilen başının bozulmaması için bal dolu bir torbaya konulur İstanbul'a geldiğinde padişaha gösterilirdi. Bu nedenle özellikle devlet adamlarının 2 tane mezarı bulunur ve başı bir yerde bedeni bir yerde gömülü çok devlet adamı vardır. Bunlardan en meşhuru ise Viyana kuşatmasındaki başarısızlığından dolayı idam edilen Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'dır.
  5. 5. Cellat Pazarı

    Bir mahkum cellada verildiği zaman kıyafetleriyle beraber üzerinden çıkan her şey cellatların olurdu. Bu eşyalar toplanır ve senede 2 defa büyük bir mezarlıkta satılır buna cellat pazarı denirdi. Bu pazarda çok değerli eşyalar bulunurdu. Sahipleri cellat elinde can verdiklerinden uğursuz olarak adlandırılır ve hakiki değerinden çok daha ucuza satılırdı. Cellatlar evlenmezlerdi. İnsanlar tarafından pek de sevilmezlerdi. Sağır ve dilsiz oldukları için yalnız kalırlar, halktan devamlı beddua alınır hakarete uğrarlardı.
  6. 6. Cellat Mezarı

    Tarihte bir ikisinin ismi bilinirken geri kalanlarının ismi asla bilinmezdi ve öldüklerinde mezar taşlarına isimleri yazılmazdı. Bunun amacı zaten dua alamayacak olan cellatların bir de isimleri üzerinden beddua almamalarıdır. Aynı zamanda cellatların yakınlarının da hayatları bu şekilde korunmak istemiştir. Kimse onların mezarlarının kendi mezarları yanında yada yakınında dahi olmasını istemezmiş. O yüzden cellat mezarlığı adlı bir mezarlık ortaya çıkmıştır.
  7. 7. Hükmü Sultan Olmazsa, Hata Gelmez Cellattan.

    Bugünkü Eyüp mezarlığının en eski isimleri aslında cellatların mezarlıklarıdır. İstanbulun en ücra yerinde kaldığı için cellatlar buraya gömülmüşlerdir. 1 buçuk metre bir taştan ibarettir, isimsiz ve duasız mezar taşlarıdır. Bütün bu acınası hayatta kendilerince tek bir tesellileri varmış. Hükmü Sultan olmazsa, hata gelmez cellattan.

Yorumlar

  • Şu an haberi okuyan: 1 kişi var
  • Facebook: 1.857 gösterim
  • Twitter: 139 gösterim

  • Toplam Viral: 3.599 gösterim
  • Toplam Seed: 2.701 gösterim
  • Toplam Direkt: 9.215 gösterim
  • Viral Puan: 5,74