• Halkbank'tan 1200 personel müjdesi!

    Her yıl sınavla belli sayıda personel alımı yapan Halkbank bu sene de 1200’den fazla personeli bünyesine katacak.Edit06.11.2017 08:49 MerakliYazar

  • Kendilerini Zaman Kaybetmeden Mapus Damlarından Kurtarmamız Gereken 22 Güzel Suçlu Hanım

    Bu hanımefendiler suç işlemiş olamazlar. Yüzlerinden belli masum oldukları. Derhal çıkmaları gerekiyor.Edit21.09.2017 14:16 CanOlgan

  • Çakıcı, ömrümde hiç kimseye yalakalık yapmadım

    Kırıkkale T tipi Cezaevi'nde yatmakta olan Alaattin Çakıcı, cezaevi genel müdürlüklerinde yaşanan olaylar ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

    İşe o açıklama;

    KIRIKKALE T TİPİ KAPALI CEZA İNFAZ KURUMU KANALIYLA CEZAEVİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (UYAP ÜZERİNDEN)

    Sayın genel müdürüm ve genel müdür yardımcım, Mehmet Fatih Berivan'lı size genel müdürüm ve genel müdür yardımcım demem devlete saygımdandır.
    Ömrümde hiç kimseye yalakalık yapmadım,
    size de yapmam.

    Daha evvel Edirne cezaevinde bütün sağlık dosyalarım bir ay kaybolmuştu. Elimdeki dosyalarım birer kopyasını internete koyunca dosyalarımın tümünü cezaevi doktorına teslim edildi.

    Cezaevi doktoru 1 ay boyunca dosyalarımın kaybolduğunu, içinden bazı önemli evrakların alındığı konusunda Edirne 2. Sulh ceza mahkemesinde ifade verdim. Bolu aile doktorunun 15 hastalığımı ve bunların icinden 7-8 tanesinin ölümcül hastalık olduğunu cezaevi kurumuna bildirdim rapor da avukatıma bilgi verilip avukat aracılığıyla ailesinin bilgilendirilmesi hususunda rapor tanzim etmiştir. Cezaevi idaresinde Bolu cumhuriyet başsavcılığına aynı konu ile ilgili ıslak inazeti resmi yazıyla ekine ekliyorum.

    Sayın müdürlerim, resmi evrakı idare kaybederek başı gecen doktor raporu ile ilgili cumhuriyet baş savcılığına nasıl yazı yazabilirler? Cezaevi aile doktorunun 17.02.2017' de yazmış oldugu bu yazıdan sonra cumhuriyet Başsavcılığını bilgilendirerek Bolu abant tıp fakültesinin kontrolden sonra Bolu köroğlu hastanesinde bizzat fakülde doktarlar tarafından ölümcül bir amaliyet geçirdim. Daha sonra taburcu edildim. Bolu f tipinin sizinde bildigi gibi 50 metre uzagındaki cimento fabrikası kimyasal toz salgılayarak 15 hastalıgımdan biri olan KOAH hastalıgımı tetikleyerek tekrar köroglu devlet hastanesine yatırıldım 1. Yatırılışımda ve diger hastalıklarımda beni amaliyet eden doktarlar göbek fıtıgı kaynaklı bagırsak dügümlenmesine baglı olarak 15×15 greft koyu dikmişlerdir. Hastalıgım iyleşmiş durumunda kalan kanseri tehşizi konuldugundan kolonoskobi yapılması icin KOAH hastalıgımın normale girmesi ve ardından kötü huylu oldugu taktirde kolon kanserinden amaliyet olacagım raporlarımda sabittir.

    metezarı olarak bolu f tipi cezaevine getirilmeden keskin t tipi cezaevine hasta halimle getirildim. Sağlık durumum göz önünde bulundurulmamıştır. Rızam ve istegim olmamıştır. Getiren askerlerden asla şikayetçi degilim. Şikayetçi oldugum kimseler hastalıgımla ilgili olan koroglu devlet hastanesinin bütün yetkileridir.
    Rapor ve imzamı olmadan hangi gerekcelerle beni metezori oradan tahliye ettiler? Sayın gelen müdür yardımcısına mehmet fatih berivanlı beni hacılar f tipinden tekirdaga, tekirdagdan edirneye siz sürdünüz 85 tane mahkumu sevk ettikten sonra beni 250 tane PKKlı ve 50 komülistin icine gonderdiniz. Orada yaşanan olayları biliyorsunuz ama benim icin önemli değil.

    14 temmuz günü beni bolu cezaevine siz sürdünüz. 15 temmuz sabahı bolu cezaevine girdim 15btemmuz öyleden sonra 85 tane mahkumu türkiyenin degişik yerlerine sevk ettiniz. İhtilal provası kontrol altına alıntıktan sonra bütün adli mahkumları sevk ettiniz 250 tane devlet düşmanının içinde adam gibi yattım biliyormusunuz? Köroglu devlet hastanesinden metezori çıkarılmamın yine sizin emrinizle olduğunu da biliyorum.

    Keskin t tipi cezaevine her türlü kontrölümün cezaevi tarafından yapılmasından sonra koguşuma konuldum. Yatmaya hazırlanır ken cezaevi 1. Cezaevi müdürünün şöförü ve 2 ispiyoncusu odama geldi. Kamera kayıtlarında bellidir.bir mütdet sonra ibrahim ve mustafa isimli memurlar çıktı. 1. Müdür şöförü bana abi bizim icin cok önemli fetocu müsün diye sorunca çıldırdım. 08.08.2017 tarihli 12 sayfalık yazımda o gün ki ve o günden sonra gelişen bütün olayları kamuoyuyla paylaşarak cumurbaşkanı ve adalet bakanlığının bilgilendirilmesini istedim. Geldiğim zaman baş memurlukta 1. müdür şükrü 2. müdür halit ve 2. Müdürler baş müdürlükte oturuyorlardı kamera kayıtlarında sabittir. ilk olay patlayınca 1. Müdür, ve diğer müdürler kontrol odasında olayı seyrettiler, müdale etmediler. Olay gecesi tutanak tutuluyor. 1. Müdür şükrü olayı kapatmak icin 2. Müdür halit kapatmak için olayı kapatmak için tutanağı tutan şahısa baskı uygulamıştır. Tutanağı tutan memur görevini yapmıştır. Tutanağı işleme koymayan müdürler yasal suç işlemişlerdir. Şu ana kadar hala ifadem alınmamıştır. 18.08.2017 ye kadar tamamen ört bas etilmiş benim ne sözlü nede yazılı ifademe baş vurulmamıştır.

    Sayın genel müdürüm ve sayın müdür yardımcım 777000 km'lik vatan sathının her yerine ya yüksek düzeyli güvenlik görevleriye yada şahsımıza verilmiş özel güvenlik görevleriyle gidiyormusunuz. Bu aziz vatanın her zerresine bu kadar hastalıgım olmasına ragmen hastalıklarımı bahane etmeden müfettiş tarafından ifademin alınım türküyemin kuzeyi,güneyi, dogusu,batısı bu alan icerisindeki hangi yere gönderirseniz benim için şereftir.

    Sayın genel müdürüm ve sayın gelen müdür yardımcım, sizin kutsal olduğunu bildiğim için Türkiyenin her yerinden olmayan kirli bilgi akışı olabilir. Size bildirilen bilgilerin bazı mutlaka doğru olduğu gibi bazılarınında kirli bilgi olabileceğini lütfen araştırınınız. Bu 5 satırlık yazımda sakın size yalakalık yaptığımı lütfen düşünmeyiniz, dünyada ve ahirette yanlızca Allah'a karşı sorumluluk hissediyorum. Her ikinizede saygılarımı arz ederim.

    Alaattin Çakıcı

    18.08.2017

    -EKLER

    Ek 1 Bolu cumhuriyet başsavcılığına kurum müdürü Salim Özcan tarafından gönderilen 17.02.2007 tarihli yazı dosyamdan kaybolan kurum aile hekiminin sağlık dosyasına tetkikten sonra düzenlenmiş olduğu raporun ekde sunulmuş olduğu ifade ediliyor. Aynı yazının alt paragrafında adelet bakanlığına bilgi verilmesi istenmektedir. Sağlık durumuna ilişkin doktor tarafından düzenlenen rapor doğrultusunda ortaya çıkacak üzücü bir durumun yaşanmaması için aile hekimininin bilgisi doğrultusunda avukatıma bilgi verilmiştir. Hiç bir aile hekimi doktoru mahkumun avukatına bilgi veremez raporu hazırlar kuruma verir. Kurum müdürü mahkumun avukatına bilgi verir. Burada 1300 fetocü yatıyor. 400 daki mahkum yatıyor, sayın genel müdürüm, kurum doktoru 1700 mahkumun avukatına bilgi verebilirler mi? Kurum doktorunun işi hastaya sadece hastaysa 10 günlük istirahat raporu verebilir. Hastalığı devam ederse kontrollü olarak cezaevi müdürüne bilgi verilmek kaydıyla raporu uzatabilir. Fakat ölümcül hasta olursa raporu tanzim edip avukatı aracığıyla ailesine bilgi verilmesini kurum müdürünü bilgilendirebilir. Hiç bir doktor şifahen ölümcül bir konuda bilgi veremez saygılarımla arz ederim.

    Alaattin Çakıcı

    18.08.2017Edit19.08.2017 13:47 gundem4141

  • Çakıcı'dan flaş açıklamalar

    Kırıkkale Keskin T tipi cezaevinde yatmakta olan Alaattin Çakıcı gündemi sarsacak açıklamalarda bulundu.

    Çakıcı yaptığı açıklamada Kırıkkale Keskin T tipi cezaevine gidişini ve orada yaşadıklarını en ince ayrıntısına varıncaya kadar anlattı.

    Çakıcının bu mektubunu lütfen dikkatlice okuyunuz.

    İşte o mektup;

    Sayın Cumhurbaşkanım ve sayın Kamuoyuna saygılarımla arz ederim
    Hastaneden metazori, tedavim yarım bırakılarak çıkarıldım. Keskin cezaevine gece yarısı getirildim. Eşyalarım X Raydan geçerek, bütün hastalıklarım, ilgili kurul raporlarım sıhhatimle ilgili UYAP kağıtlarım, sağlığımla ilgili yiyecek raporlarım, ayaklarımla ilgili idare kurulu ile verilen yıllardır gittiğim yerlerde de taşıdığım, gerektiği an yenisi ile değiştirilmeli metal türü verilen ve doktor ve kurul raporlarında gösterilen tüm eşyalarım alındığı, Cezaevi 1.Müdürleri, diğer müdürler, ve Aile Hekimi 150-200 gardiyan beni karşıladılar.
    Odama geçtim.
    Eşyalarım 20 dakika sonra, kıyafetlerim değiştirip yatmaya hazırlanırken, 1. Müdürün üç ayrı ispiyoncusu, şoförü, bana "Abi sen FETÖ'cümüsün,değil misin? bu bizim için çok önemli" diye sordu.
    Çıldırdım.
    Kapı açıktı maltaya çıktım.
    FETÖ'nün de FETÖ'cülerin de anasına sövdüm.
    Bu emri bu soruyu bana kim sordurduysa onunda anasına sövdüm.
    İnfaz memurlarından 8-10 tanesini yumrukla devirerek 150-200 kişi üst katlara kaçıştılar, hapishaneyi bana bıraktılar.
    Sol bloktan baştan sona kadar giderek, bu hapishanede ne kadar FETÖ'cü, PKK'lı, DHKP-C'li DEAŞ'lı varsa hepsine sövdüm.
    Oradan sağ bloka geçtim. Orada da aynı küfürleri tekrarladım.
    Bütün mahkumlar bu konuyu bilmektedir.
    İki aydan beri ifademi kimse almadı.
    Hepsi kamera kayıtlarında mevcuttur. 3 ile 7 gün içinde ifade alınmadığı takdirde cezaevini yönetenler suç işlemişlerdir.
    Daha sonra 1. Müdürün emri ile kitap almamı rica ettiler. "Bizim kütüphaneden kitap alır mısın" dediler.
    Bende "Olur" dedim.
    İki gün sonra bayan müdüre bana "Mehmet Fatih Belviranlı'nın o adamı, kitaplarını almayın" dediğini söyledi.
    Bende kendilerine "önemli değil, talep sizden geldi" dedim. Üç gün sonra "Sözündeysen kitapları alalım baro üzerinden getirtelim" dediler.
    Bu tip prokatif söylemler yoğunlaşınca bende kitapları getirtmedim. Dilekçe yazarak Sultan 2. Abdulhamithan, Atatürk ve Türk Bayrağı için cezaevine asılması konusunda talepte bulundum ve talep doğrultusunda astılar.
    Akşam üzeri revire çıktığımda Abdulhamithan'ın resmini kaldırmışlar. Aşağıya indiğimde poster ve bayrakları indiriyorlar "Neden" diye sordum Bayrağı ve Atatürk'ü indirmek ecdadıma sahip çıkmak, ecdada manevi borçtur.
    Cennet mekan 2.Abdulhamithan hazretlerinin posterini indirmek manevi suçtur.
    Tüm cezaevlerinde bunu savundum.
    Son iki yıldır TRT'de filmini çekerek aziz milletimize ecdadımızın kim olduğunu bilmeleri için bu film yapılmıştır.
    Sayın Cumhurbaşkanı ve kamuoyu internete bakın, 2012 Ergenekon davasında tanık olarak Silivri'ye gittiğimde benim bilgim doğrultusunda Mehter Marşı eşliğinde, önün Türkçe Allah, altında büyük Türk bayrağı ve yanında Ulu önder Atatürk ve Abdulhamithan resimleri olan altı otobüs getirttim.
    Bizim Abdulhamithan sevgimiz 50 yıl öncesine dayanır.
    Her yerde savundum.
    1. Müdür Şükrü Beye sordum "Kim kaldırttı" diye, "Mehmet Fatih Belviranlı kaldırttı" dedi.
    Bende dedim ki "Ya bayrak ve posterler asılacak yada ölürüm odama gitmem" hepsini tekrara astırdım.
    Odama geçtim.
    İndirilişler kamera kayıtlarında belli. Benim astırdığımda kamera kayıtlarında bellidir.
    Odama geçmeden dediler ki "Tekrar Mehmet Fatih Belviranlı emriyle taktırdık bunları"
    Mehmet Fatih Belviranlı Allah'a Bayrağa, 2.Abdulhamithan'a sevgisi olan bunları indirtmez diye düşündüm.
    Bu konuda hassas olan Sayın Cumhurbaşkanına onun hakkında işlem yapacağını, Cumhurbaşkanının karakterini bilen, tavır koyacağını millet bilir.
    Tabi Türk bayrağını, Atatürk'ü ve , 2.Abdulhamithan'ı kalben seviyorsa sessiz kalmayacağı bilinmektedir.
    Daha sonra burada görevli 2. Müdür Zafer Çolak, bir mahkum için içeri telsiz sokarken yakalanmıştı.
    Onun ifadesi alınırken, ifadeyi Zafer Çolak suçunu gizlemek için "Alaaddin Çakıcı'da bisturi var, tarak var çay kahve içiyor " diye veriyor.
    Bana da bu ifade 1. Müdürün emri ile Selma Müdüre, baş memur yanında okuttu.
    İfadenin alt sayfasında Zafer Çolak ismi, imzası ve cezaevinin mührü basılıdır.
    Zafer Çolak'ın ifade tutanağı, savunma ile ilgili genel müdürlük bakarsa sözlerimin doğruluğu, o savunma ifadesinin sağ altındaki, ismi soyadı, imzası, üstü mühürlü olduğu görülecektir.
    Selma müdür bana "Ne olur bu adamın canına bir şey olmasın" dedi. Baş memur hiç bir şey demedi. Çünkü yetkisi ona müsait değildi.
    Bende Selma Müdüre dedim ki " Söz, canına bir şey olmayacak, ama kolumu bacağımı kırılır bilemem" dedim.
    Bir gün Selma ve Halit müdür odama geldiler. Arkasından 1. Müdür Şükrü bey ve iki üç tane infaz memuru geldi. Yine Zafer ile ilgili konu açılınca "Canına bir şey olmasın" dediler.
    Bende "söz canına bir şey olmayacak" dedim.
    Şükrü müdürde "beni alakadar etmez" dedi.
    Daha sonara duydum ki bu ikinci müdürün elleri ayakları kırılmış.
    Selma müdür "bana söz vermiştin" dedi.
    "Bende senin gibi duydum demek ki canına bir şey olmamış" dedim.
    Yine bir gün Selma Müdür Delice'den gelen baş memur Yakup ile ilgili bana bu DHKP-C sempatizanıdır, hakkında dava açılmış, Alevidir oruç tutmaz dedi.
    Bende kendisine "İnsan Alevi olabilir, oruç tutup tutmamak kendisi bilir, hakkında dava açılmışsa devlet neden buraya görevlendirdi" dedim.
    1. Müdür ve 2. Müdür bu Selma Müdürü hep kullandılar. Odama geldiklerinde söyledim. "Bir hanımefendiyi neden kullanıyorsunuz" "Taşın altına sizde eliniz koyun" dedim.
    Kamera kayıtları var.
    Sonra Yakup baş memur dışarı çıkarıp 1,5 aya yakındır, Jandarmanın yanında emir eri gibi oturmaktadır.
    Burada vatan haini FETÖ'cüler dışarı çıkarken (Avukat görüşü, ziyaret, havalandırma, revir) "Burun beyefendi" diye hitap ediyorlar.
    Vatan hainine "Beyefendi" diye hitap edenin vatan sevgisi yoktur.
    Adli mahkuma da "Ulan" diye hitap ediyorlar.
    Bende bana da "Ulan" diyin dedim. Kimseden ses yok.
    Sayın Cumhurbaşkanım; daha öncede yazdım. Yurt içinde ve dışında tüm cezaevlerinde kedi gibi yatmadım. Bu cezaevinde düzen yok. İspiyonculuk almış başını gitmiş. Çarşamba pazarı gibi.
    1.Müdür ve Halit müdür kendilerine bu cezaevinde ispiyoncular bulup, diğer ceza infaz memurları üzerinde baskı kurmuşlardır.
    Sayın Cumhurbaşkanım; 2.Abdulhamithan ve bayrağı özde mi sözde mi seviyorsunuz? Atatürk'ü sevip sevmediğinizi Allah bilir ben bilemem.
    Bakınız Sayın Cumhurbaşkanım, burada bayrağı indirdiler. Abdulhamithan hazretleri ve Atatürk'ün posterlerini Alalddin Çakıcı astırdı. Şanlı bayrağımıza Akif'in dizeleri ile methiyeler diziyorsunuz.
    Abdulhamithan hazretleri içinde bir dahi, kalp gözü açık, salih rabbimin bir mümini, uluslar arası ilişkilere bir dahidir diye, son iki yıldır çalışmalarınız var.
    Bakınız yıllarca barış süreci, emrinizle devletin en üst bürokratları, vatan hainleri ile görüştüler.
    FETÖ'nün ve Batının ajanı olan sizin elinden tutup Genel Başkan yaptığınız, Davutoğlu denen Ermeni Patriğinin Fener Rum patriği olan Bartholomeos'un önünde Musevi cemaat lideri önünde namaza durur gibi, ellerini göbeği üzerinde bağlayan FETÖ'ye ve ABD'ye bağlı olan adamı pazarlığa oturttunuz.
    Sonra Başbakan oldu. Sonra FETÖ'cülerin emriyle size alternatif olmak istedi.
    15 Temmuz'a gelme sürecinin hızlandıranlardan bir ayağı da Batıya göbekten bağlı olan Başbakan yaptığınız Davutoğlu'nun bilerek veya bilmeyerek, bu aymaz durumu 15 Temmuz sürecini hızlandırmıştır.
    Konuşmalarınızda "Türk Milliyetçiliğini ayaklarımın altına alır ezerim" dediniz.
    Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkücüler Aziz Milletimizin teminatıdır.Bunu sizde biliyorsunuz. Yıllrdır iktidara gelmeden önce de Başörtüsüne özgürlük getirilsin dediniz. MHP'lilerin oyu ile Başörtüsüne özgürlük geldi.
    Cumhurbaşkanını halk seçsin dediniz yine imdadınıza MHP ve Ülkücüler yetişti. Anayasayı değiştirirken de MHP ve Ülkücü kökenli Milletvekilleri önünüzü açtı. Başkanlık sistemi MHP ve Ülkücü Milletvekilleri olmasaydı geçmezdi.
    Eski Akıncılar, devlete kurşun sıkan tüm Marksistlerle Devlete savaş açmışlardı.
    Amaçları Devleti yıkmaktı. Sizinde arkadaşınız olan İslam Enstitüsü mezunu derneğinin onursal başkanı Selahattin Yazıcı ile hem Askeri cezaevinde hem şube de beraber yattık.
    Ben ve birkaç arkadaşım arkasında namaz kılıyorduk.
    Orada bir olay gelişti.
    İdare bizi idare odasına alınca. Ben dedim ki " Selahattin Yazıcı orada kaldı lütfen onu da alın" dedim getirdiler.
    Selahattin Yazıcı dedi ki " Alaattin sen beni solculara öldürtmek mi istiyorsun, bizim mücadelemiz devletle, siz ise devletin devamı için mücadele ediyorsunuz" dedi.
    Nedir bu Akıncı cenahtan gelen bu kin ve nefret? Devletin sigortası sizin hükümet olduğunuz bu süreçte Ülküler ve Ülkücü kökenli milletvekilleri devletin ve parlamentonun teminatı olduğunu herhalde yeni anladınız.
    Hala bizi Müslüman görmüyorsunuz.
    Kurt işareti yapıldığı için bazı çevrelerde "Bunlar Allah'a inanmaz, sürekli kurt işareti yapıyorlar" Hanginiz bir Ülkücü kadar kalbi olarak İslam'ı yaşaya biliyor.
    Sizde bu aralar Kurt işreti yapıyorsunuz.
    Allah'a, Kuran'a,Peygamber Efendimize kalbi iman etmiş iseniz sigortanız olan Ülkücüleri ve hangi etnik gruptan olursa olsun HDP ve devlet düşmanı hariç Alevisi, Sünnisi, Çepnisi, Avşarı, Kara keçlisi, Kınık, Kayı tüm Türkmen boyu yörüklerini , Ahıskalısını, Boyatlısını bunların hepsi ilmin bahçesinden nefes alıp ufak tefek farklılık olsa da bunları bir arada tutmak Arabı, Kürdü, Çerkezi, Lazı, Boşanığı, Zazası, bir arada tutmak sizin görevinizdir.
    Hatırlar mısınız size bir mektup yazdım.
    15 Temmuz'dan önce Edirne'den.
    Yusuf suresini her gece saat 11:00 ve 01:00 arası o sessizlikte dinleyiniz.
    Edirne başsavcısı bana sordurttu. Yusuf Suresi ile ne demek istiyor.Bnede cevap verdim "içinde yazıyor" diye.
    Yusuf'u kardeşleri kuyuya attı. Rabbim onu çıkarttı. Bir süre cezaevinde de nefsini imtihan etti. Sonra Mısır'a aziz oldu.
    Sizi 15 Temmuz'da kardeşleriniz kuyuya attı. Aynı Yusuf Aleyhisselam gibi cezaevinde kısa bir süre yattınız. Bu millet sizi kuyudan çıkarttı.
    Devletimizin parçalanmasına Rabbim müsaade etmedi.
    Size çok büyük bir lütufta bulundu.
    Lütfen nefisinizi yenin, ayaklar altına alın.Bunu yaparsanız, bu millet sizi değil sırtında, kafasında taşır.
    2029 söylediklerinizin yüzde 75'i gerçekleşirse Balkanlarda, Kafkaslarda, Güneybatı Asya kadar, Kuzey Afrika'nın her yerinde bu aziz Türkiye Cumhuriyeti Devleti, hani "Dünya beşten büyük" diyorsunuz ya, o zaman bu söyleminiz eyleme dönüşür.
    Dünyayı yöneten üst aklın masasında onlarla eşit düzeyde söz sahibi olursunuz. En önemlisi ilk beş yılda Türkiye genelinde terörü sıfırlayıp, Gri İsrail Kürt Devletine müsaade edilmediği sürece hava kara deniz savunma sistemleri ile ilgili teknolojiyi kendimiz ürettiğimiz sürece, bu bir ütopya değil gerçektir.
    Allah biliyor seni sevmiyorum. Devlet düşmanları ile mücadele ettiğin sürece Devletin devamı, Milletimizin bekası, sözünde durursan asla yalakalık yapmam. Kalbim yapacağın icraatın yayındadır.
    Bana bu kadar zulüm ettin.
    15 yıl daha ömrüm olsa bir 15 yıl daha yatsam kimseye biat etmem.
    Sözlerini gerçekleştirip nefsini ayaklarının altına alırsan ismini altın harflerle yazdırırsın. O zaman senden özür dilemem, yalakalık yapmam, ama hakkımı helal ederim.
    Bu cezaevinde odamda tek yatıyorum. İsteyen beni öldürebilir veya öldürtebilir.
    Lütfen unutmayın, Kuran'dan bazı süreleri Arapça okuyup Türkçe açıklıyorsunuz.
    Sahibi Allah olan insana ve mahlukata Rabbim istemediği sürece kimse zarar veremez. Yeter ki kalbi teslim olsun.
    Haşr süresinin 24.ayetinde Rabbim diyor ki " Göklerde ve yerdeki tüm mahlukat Allah'ı zikreder" Allah'ı zikreden mahlukata Allah emretmediği sürece kimse bir zarar veremez.
    Not: Sayın Cumhurbaşkanım beni istediğiniz cezaevine sürebilirsiniz. 15 hastalığım olmasına rağmen hiç de önemli değil, bu hapishanede kedi gibi yatmıyorum. Cezaevi duvarları, yöneticileri, giysileri aynı değişmez. Zulmün karşısında susursam şeytandan farkım kalmaz. Tek dileğim, ömrümün sonuna kadar Allah'a bağlı olmak son nefesim de Kelime-i Şahadet getirmektir.
    Ölümü her canlı varlık tadacak, zamanını ve mekanını bir tek Rabbim bilir.
    Alaattin Çakıcı.Edit09.08.2017 16:17 gundem4141

  • Çakıcı'dan Çillioğluna sert sözler

    Kırıkkale’de yatmakta olan Alaattin Çakıcı yazdığı mektupla önemli mesajlar gönderdi.
    Sayın Kamuoyuna

    Sosyal basında çıkan “Çillioğlu ringte yaralandı bir Adanalı mahkum tarafından” hadisesi doğru veyahut yanlış bilemem. Dayak yiyen dövüldüm demez, adam olan adam gibi konuşur. Ne yapması gerekirse onu yapar. Hakan Çillioğlu ben Kartal Cezaevinde yatarken Eskişehir’de içeriden sana kapı yaptırmıştı. Cezaevi can güvenliğinlen ilgili anahtarı sende idi. O günkü tüm mahkum olan biliyor. Bana mektup yazdığın Eskişehir’de cezaevi kayıtlarında ve Kartal Cezaevi kayıtlarında belli. Mektup hala bende. Fotokopisi de Atalay Cebesoy’a verdim Şahin de biliyor. Orda Kenan Ali Gürsel’den bahsetmeden benimde 2 suç ortağımı ve akrabam olurdu. Onları öldürdüler. Bütün bu işlere sebep Sedat Peker’dir. Benim hasmımdı r diye yazıyorsun. Seni yıllarca izledim. Kenan Ali Gürsel’len ilgili hiç açıklama yapmadın. Senin Bayrampaşa olayından sonra cezaevlerinde nasıl yattığın belli. Evet sen Kenan’ı öldürdün 20 dakika sonrada aynı cezaevinde Ferdi Neybet iki suç ortağını akraban oluyormuş. Hayatların kaybedilmesine sebep oldun. Neyin havasını atıyorsun. Türkiye’de herkes benim yaptığım hadiseleri biliyor diyorsun. Kenan’ı öldürdün 20 dk sonra aynı cezaevinde 2 akraba olan suç ortağını kaybettin. Ölen akrabalarının intikamını niye almadın?

    Notun devamı, Eğer ringteki olay doğru ise Van F Tipi Cezaevi, yüksek güvenlikli bir cezaevi daha varmış. Cezaevi yetkilileri ringte olay olmuş handarma da olayı bilmektedir. Bu kadar basit Türkiye cezaevlerindeki mahkumlar mektup ve faksla iletişim halinde. Böyle bir olay yoksa seni hastanelik yaptı diyen mahkum böyle biir olay var veyahut yok diye açıklama yapar. Bu kadar basit.

    İnsanoğluna saldırı olur. Bana da Edirne’de tezgah kurdular. DHKP-C ve İDARE bir yumruk salladı. DHKP-Cli yumruğun yarısı isabet etti. Ama DHKP-C ilen gardiyanı ikisini de vurdum belden yukarı. Her ikisinden mahkemem devam ediyor. Komunisten 3 yıl gardiyandan 7,5 yıl dan yargılanıyorum. Yarım vurulan yumruğu inkar etmedim mahkemede bile, insan yumruk yer gereğini de yapar seni kötü dövmüşse gereğini niye yapmadın. 2 akrabanın intikamını niye almadın. Sağmalcılar’da ölenlerlen ilgili. Bak bunların intikamını almak sana düşer. Bencilce hava atmamak gerekli. Bir de 17 yıl evvel haddine mektup yazmaz Sedat Peker. Benimde hasmım 2 yakınımı kaybettim demez. Sedat senin hemşehrin, adam hemşehrisini satar mı?

    Gelişen ringteki olaydan, doğru yanlış haberim yok akıllı ol.Hasım hasım gibi davranır. Eğer ringte dayak yemiş yazılan gibi ise sana yakışan inkar değil, işin altından kalkabiliyorsan kalkmaktır.

    Şerefli ve onurlu insanlar yazdığı mektubu inkar etmez, sana bu mektubu yazmazdım.

    17 yıl evvel yazdığına cevap bile vermedim. Basın açıklamasında, madem yaptın üstü kapalı değil bir ismi var, ismiyle hitap edilir.

    İnkar sonra edebilirsin. Aynı cezaevinde kaybediyorsun. Yalanlasan tutanaklarda sabit ve mahkeme kayıtlarında 11 ay sonra senin benim hasmımdır dediğin kişinin aynı cezaevinde 2 arkadaşı ölüyor. 8 ağır yaralısı var nedense kimse ölülerine sahip çıkmıyor. Ölen arkadaşlarına sahip çıkamıyorlar ve de inkar edenler adamlıktan bahsetmezler. Bazı insan bir şeyler yaptı doğrudur ama ölülerine sahip çıkmalılar.Edit10.07.2017 21:54 gundem4141