27.846 gösterim
4,43 viral puan

Özlediğimiz ve Özleyeceğimiz, Kimileri İçin Mazi Olmuş 28 Güzel Kare

Eski neslin görüp yaşayabildiği ancak şimdilerde çoğunun mazide kaldığı güzel günler, geçmiş zaman anılar..
xanax 25.07.2015 saat 10:29
  1. 1. Kara Tahta ve Tebeşirler

    Küçük bir odada tüm sınıflar aynı anda ders görürdü, evet aynı anda. 1 saat bir sınıf ders görürken diğer sınıflar kendilerine o an verilen ödevi yapardı, sonra bir diğer sınıfın dersine geçilirdi aynı sınıflıkta ve bu kez diğer sınıf ödevine devam ederdi. Üst sınıfların problemleri çözülmeye çalışılırdı. Kara tahtamız vardı, tebeşirimiz vardı. Renkli tebeşir zor bulunurdu, hayrandık o beyaz dışındaki farklı renklerdeki tebeşirlere.
  2. 2. Cin Ali Kitapları

    Öğretmenin yapmış olduğu bir yazılı sınav sonrası ya da yıl sonunda başarı göstermiş bir öğrenciye verilebilecek en güzel hediye kitaplarındandı Cin Ali'nin kitapları. Tüm diğer öğrenciler kıskanırdı bu kitapların hediye edildiği öğrenciyi.
  3. 3. Bağ - Bahçe

    Bağ ya da bahçeye gidilir, elma, armut, üzüm vs. Artık hangi meyve varsa toplanırdı. Otlar, ağaçlar arasından etrafa bakılırdı. Uzaktan oturulan ev görülmeye çalışılır ve herkes uzaktan baktığında bu evi nasıl görüyor acaba diye düşünülür, onların gözüyle değerlendirilmeye çalışılırdı.
  4. 4. Çamurlu Yollar

    Tüm evlere farklı yollardan gidilebilen, hiçbir sokak arasından korkulmayan, yağmur, kar yağdığında bol bol çamura battığımız yollar. İnsan çamurlu yolları da özler miymiş.. Özlermiş.
  5. 5. Meydanda Güneşlenen Yaşlılarımız

    Güneşi seven ve gördükleri zaman hemen dışarı çıkp oturan, hem ısınıp hem laflayan, eskileri konuşan , bastonlu, eli öpülesi ihtiyar amcalarımız..
  6. 6. Yer Sofrasında Soba Dibinde Yenilen Yemekler

    Özellikle kış aylarında, soba yanarken o odunun çıtır çıtır sesi ve sobanın önünde bulunan kapağın deliğinden görülebilen ateş çıngıları ile yere serilen bir sofrada yenilen yemeğin tadını, şuan en lüks bir lokantada bile alamıyoruz. En azından bazılarımız..
  7. 7. Kır Düğünleri

    Var mı kır düğünü gibisi.. Yeşillikler içerisinde, otların, ağaçların, çiçeklerin arasında, mis gibi oksijeni soluyarak, dilenen kadar davulu zurnayı vurdurup, istenen kadar eğlenilen düğünleri özlüyoruz. En pahalı düğün salonları, vermiyor bu tadı..
  8. 8. Eski Su Çeşmeleri

    Eskiden su çeşmeleri vardı. Herkes önünde bidonlarını doldurmak için sıra beklerdi. Çocuklar da koşuştururlardı etrafında. Çok terleyip de eğilip avuç dolusu su içmek bu çeşmeden, şimdilerde düşününce meğer dünyalara bedelmiş. Meğer pis de olsa, mikroplu da olsa o su en lezzetli su imiş bu yaşamda. Çeşmenin etrafındaki otlar, taşlar, yosunlar, en güzel kaldırımlardan daha güzelmiş.
  9. 9. Soba Başında Oturan Dedeler ve Nineler

    Ziyarete gidildiğinde ya da bir sonrası dönüldüğünde, evde soba bulunan o tek odada, o sobanın başında oturan dedemiz, ninemizi görmek özlenen maziye dair anılardandır.
  10. 10. Birdir Bir Oynamak

    En azından eski nesil adına bir mazi artık bu oyun Her atlayış öncesi hissedilen o yoğun heyecan ve her güzel başarılı atlama sonucu varılan o müthiş hazzı başka hiçbir şeyde bulamayan, bu hissi artık yaşayamayan çok fazla insan var.
  11. 11. Soba Üzerinde Pişen Yemekler

    Çıtırdayan bir sobanın üzerinde, o tencerelerde pişen her yemeğin tadı apayrı olurdu. Bazen sütlaç kaynardı, bazen patates sulusu. Pilav da pişirilirdi yemeğe yakın, tam olurdu. Tadı bir harika olurdu sobada pişen yemeğin ve yemeyeli ne uzun zaman olmuş meğer, mazi olarak adlandırılır olmuş o günler.
  12. 12. Al Satarım Bal Satarım Ustam Ölmüş Ben Satarım

    Özellikle ilkokul yıllarında, öğrenci arkadaşlarla birlikte oynanırdı bu oyun çünkü gereken kalabalığı ancak bu şekilde sağlayabilirdik. Onun dışında mahalle arasında 5 kişiden fazla olduğumuz an oyunumuzun adı al satarım bal satarım, ustam ölmüş ben satarım olurdu... Her birimiz deliler gibi isterdik ki o mendil bizim arkamıza bırakılsın ya da kimin oraya bırakıldıysa hemen görelim..
  13. 13. Kartopu Oynamak

    Eskiden kar daha çok yağardı sanki, karı ve yağışını çok daha fazla görürdük, doyasıya ellerimiz kıpkırmızı olana dek karda arkadaşlarla oynar ve eve gelince de bir güzel azar işitirdik annelerimizden.. Çok geçmez hasta da olurduk ama ne güzel günlerdi.
  14. 14. İneklerin Dönüşü

    Sabah erkenden inekler çobana teslim edilmek üzere harman yerine sürülürdü ve akşam üzeri olduğunda inekler dönerdi. Döndüklerinde kendi ineklerimizi kaybolmasın diye bekler, alır elimizde bir çıbıkla eve getirirdik. Karınlarının tıka basa ot dolu olduğunu, çok beslendiklerini ve onca yolu yürüyüp çok yoruluklarını düşünür, üzülürdük de aslında.
  15. 15. Anne Tavuk ve Civcivler

    İlk zamanlar en az 7-8 adet yumurtanın tavuğun altına konuluşunu ve tavuğun günlerce o yumurtaların üzerinde sabırla yatışını izlerdik. Sonra civcivler doğduğunda, anne tavuk onları elimize almamıza ya da onlara yaklaşmamıza asla izin vermezdi. Uzaktan canımız gide gide severdik civcivleri, renkleri de çok güzel olurdu, siyahlı, beyazlı , kırçıllı.. Ve o civcivlerin gün gün büyümelerini görmek harika olurdu.
  16. 16. Yaşlı Teyzeler

    Kendilerini gördüğümüz gibi saygıdan anında ellerine kapaklanıp öpmek istediğimiz, o yaşlı teyzelerimizin çoğu yaşamıyor belki. Ama biz hepsini çok özlüyoruz.
  17. 17. Çit Sürmek

    Dedelerimizle birlikte çit sürmenin keyfi, başka hiçbir tarlasal işte yoktu. Hem çok yorucu, hem de çok eğlenceliydi. Toprağın değişen halini her gördüğümüzde daha fazla daha hızlı yapmak isterdik.
  18. 18. Siyah Önlük Üzerine Takılan Yakalar

    Dantelli yaka takan kızları kıskanırdık ve aynısından, hatta daha güzelinden bizlerin de olsun isterdik. Belki de kızların bu hayattaki ilk takısı ve süsüydü o yakalar. Çok severdik ve çok özledik.
  19. 19. Tarlada Çalışan Babaya Su Götürmek

    Annelerimizin elimize tutuşturduğu azık ya da su ile koşa koşa tarladaki babamıza giderdik. Bizim götürdüğümüz suyu kana kana içtiklerinde çok mutlu olurduk. Otların arasında koşmayı, akşam olup da babayla eve geri dönmeyi özleyen bir nesil var.
  20. 20. Mum Işığında Ders Çalışmak

    Eskiden elektriğin sık sık kesildiği dönemlerde, mum ışığında ders çalışılır ya da çeyizler yapılırdı. Yere uzanıp da mum ışığında çalışılan o ders akılda da çok iyi kalırdı.
  21. 21. İp Atlamak

    İpin her türlü oyununu oynamıştır kadınlar En sevdikleri oyun ip atlamaktır o yaşlarda ve her mahalle arasında ip atlayan birkaç kız görmek mümkündü. Şimdiler de bu oyunları oynayan tek bir insan göremiyoruz bir çoğumuz.
  22. 22. Patosla Oynamak

    Harman yeri bulunurdu ve o harmanda patos denilen, küçükken bize devasa gelen ve çok kaba bir ses çıkaran bir şeydi bizler için. Oyuncağımızdı bittikten sonra,. Üzerimiz pislense de onun üstünde oynardık hemen her gün. İçerisine atılan otları bitkileri yediğini ve öyle doyduğunu düşünürdük. Şimdiler de patos görmek namümkün aynı mekanlarda ki görenler de varsa hala, çok şanslılar.
  23. 23. Horozun Ötmesi

    Artık her sabah telefonun alarmı denilen illetin sesi ile uyanınca, insan eskiden öten horozun sesinin ne denli güzel olduğunu yadetmeden duramıyor. Seni çok özlüyoruz sevgili horoz. Keşke şimdi de olsan ve senin sesinle uyanabilsek sabaha.
  24. 24. Sokakta Bilye Oynamak

    Küçükken oynamak için mahalle mahalle gezerdik. Çocukluk yıllarımızın en güzel eğlencelerindendi. Şimdilerde sokakta bu oyunu oynayan tek bir çocuk göremiyoruz bir çoğumuz.
  25. 25. Tavuk Yemlemek

    Tavukların dışarı çıkmaları için belli saatleri ve tekrar yerlerine dönmeleri için belirli bir saatleri vardı. Her dışarı çıktıklarında onların aç bir şekilde kendilerine verilen buğday, yemek artığı vs. gibi maddelere koşuşturmalarını göremiyoruz artık.
  26. 26. Siyah Önlüklerle Okul Önünde Toplu Resim Çektirmek

    Özellikle en önde ya da öğretmenin yanında durmayı isterdik. Okulun bahçesinde toplanır ve tüm talimatları can kulağı ile dinler, uygulardık. Şimdilerde hangi resmi çektirirken bu denli heyecan duyuyoruz..
  27. 27. Odun Kırmak

    Baba ya da dedelerimiz odun kırarken onları izler, büyük adam olup, güçlenip, biz de odun kırmayı hayal ederdik. Onların kırdığı odunları sepete toplayı odun evine taşırdık ve güzel, sıralı bir şekilde dizerdik. Odun kırmak için seçilen kütüğü dikkatle incelerdik. Onlar nefes nefese kaldığında üzülürdük inceden inceye.
  28. 28. Meyve ve Sebzeleri Dalından Koparıp Yemek

    Gerek marul, gerek kiraz, gerek çilek, gerek yeşil soğan... Şuan bu bitkiler nerede nasıl yetişir bilmeden yiyen bir nesille birlikteyiz. Her birini dalından koparıp o mükemmel lezzetleriyle yemek harikaydı. Yaz gelip de yetişmelerini iple çekerdik. Hele o ceviz, hele o vişne, hele o çilek.. Biran önce kızarsa da şu çilek diye ne sabırsızlanırdık. Otlarının arasından az da olsa pembeleşmiş olan olursa, koparır yerdik ve şimdilerin en yetişkin çileğinden daha leziz olurdu tadı. Artık dalından koparıp yiyebildiklerimiz nedir?..
  • Şu an haberi okuyan: 1 kişi var
  • Facebook: 2.936 gösterim
  • Twitter: 103 gösterim
  • Uludağ Sözlük: 29 gösterim

  • Toplam Viral: 4.097 gösterim
  • Toplam Seed: 6.291 gösterim
  • Toplam Direkt: 17.458 gösterim
  • Viral Puan: 4,43