"Onu bırakmamız lazım, kendisi ne söylerse söylesin. Neyi dillendirirse dillendirsin. Hukuk, tüm canlıların güvencesi demektir. Hukuku kim dağıtır? Mahkemeler dağıtır. Mahkeme kararına saygı duymayacağım, uymayacağım demek, Narsist kişiliğin çok öne çıktığı bir olaydır.
Hiçbir şey eleştirinin dışında tutulamaz. Yargı da, parlamento da, siyasi partiler de, iktidar da, STK’lar da eleştirilebilir. Siz eleştirinin ötesine geçiyorsunuz. Saygı duymuyorum ve uygulamayacağım diyorsunuz. Kimsin sen, kimsin sen? Sen çıktın TBMM önüne, anayasaya sadakatten ayrılmayacağına, kurumların uyum içinde çalışacağına namusun ve şerefin üzerine yemin ettin. Şimdi namus ve şeref kavramlarının içini boşalttılar. Şimdi hukuk da bitecek, içini boşaltacaklar. Bakın Narsist kişilerin özelliğini söyledim, kural tanımazlar, yasa tanımazlar, anayasa tanımazlar. Kendi söylediklerinin kural olduğuna inanırlar. Sağlıklı bir ruh halleri yoktur. Bütün bu söylemlere baktığınızda karşınıza bir kişi çıkar, o kişiyi siz de tanıyorsunuz, ben de tanıyorum.
Meclis Başkanımıza yanıtı yarın göndereceğim. İlk mektupta hangi gerekçelerle masaya oturacağımızı açık ve net şekilde ifade etmiştik, hala öyle. Biz hiçbir zaman masayı devirmedik. Toplantıyı bitiren Meclis Başkanı. Bitirdikten sonra neden ikinci davet yapıyor anlamış değiliz."