174.681 gösterim
19,34 viral puan

En Sık Görülen 20 Kanser Türü

Kanser değişik organlarda hücrelerin kontrolsüz çoğalmasından oluşan, klinik görünümü, tedavisi ve yaklaşımı birbirinden farklı olan bir hastalıklar grubudur. 2012 yılında Dünya’da toplam 14,1 milyon yeni kanser vakası gelişmiş ve 8,2 milyon kansere bağlı ölüm olmuştur. Günümüzde bu oranda oldukça artış gözlenmektedir.

Modern tıptaki gelişmelere rağmen, dünyada ve ülkemizde ölüm nedenleri arasında halen ilk sıralarda yer almasından dolayı kanser önemli bir sağlık sorunudur.

Kanser türlerini, risk faktörlerini, belirtilerini ele aldığımız bu haberimizde, Kanser Daire Başkanlığı'nın verilerinden faydalanılmıştır.
xanax 02.03.2014 saat 02:25
  1. 1. Baş ve Boyun Kanserleri

    Baş ve boyun kanserleri, erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilen kanser türleri arasında yer almaktadır. Baş ve boyun kanserlerinin büyük çoğunluğu erken dönemde belirti verirler.

    Baş ve boyun kanserleri; ağız boşluğunu; dudaklar, yanakların iç kısmı, diş eti, damak, dil, ağız tabanı, burun delikleri derisi ve burun döşemesini, boğazın en üst kısmında görülen nazofarinks kanserlerini, sinüs olarak adlandırılan ve yüz kemikleri içinde burun çevresinde yer alan hava boşlukları içinde gelişen paranazal sinüs kanserlerini, burnun gerisini boğaza bağlayan alanda orofarinks kanserlerini, boğazın biraz daha alt kesiminde hipofarinks kanserlerini ve onun da altındaki alanda larinks kanserlerini, kulak kepçesi ve dış kulak yolu kanserlerini, bir de tükrük bezleri kanserlerini kapsar.

    Sigara içiciliği, tütün çiğnenmesi, alkolizm ve kötü beslenme baş ve boyun kanserlerinin başlıca nedenleridir. Uzun süreli güneş ışığına maruz kalma dudak kanseri ile ilişkilidir. Nazofarinks kanseri gibi bazı kanserlerin Epstein-Barr Virüsü gibi faktörlerle ilişkisi vardır. Genital bölgede bulunan ve cinsel ilişki ile geçtiği bilinen en yaygın hastalık olan Human Papilloma Virüs (HPV) baş ve boyun bölgesinde bulunan bazı kanserler ile de ilişkilidir. Baş ve boyun kanserleri 50 yaş üstünde ve erkeklerde daha sık görülür.

    Baş ve boyunun herhangi bir kesiminde şişlik (genellikle ağrısız ve gittikçe büyüyen tarzda), ağız içinde, dilde veya dudakta iyileşmeyen yaralar, ağızda uyuşukluk hissi, çiğnemede ve yutkunmada güçlük, devam eden ses kısıklığı veya seste değişiklik, nefes alma güçlüğü, devam eden burun tıkanıklığı veya burun kanaması, göz çevresinde şişlik veya çift görme, devam eden kulak ağrıları, kulak çınlaması veya işitme güçlüğü ve boyunda şişlik olabilir.
  2. 2. Mide Kanseri

    Mide kanseri hızlı seyreden ve yayılan bir kanser türüdür. Genellikle bir ülser şeklinde başlar. Mide kanseri çevre organ ve lenf bezlerini etkileyebilir. Direk komşulukla, lenfatik yolla, kan yoluyla ve karın içinde ekim yoluyla yayılabilir. Mide tümörü, midenin dış tabakasının içinden büyüyerek pankreas, özefagus veya bağırsak gibi çevre organların içine doğru uzanabilir. Mide kanseri hücreleri kan yoluyla karaciğer, akciğerler ve diğer organlara yayılabilir. Kanser hücreleri ayrıca lenfatik sistem aracılığıyla vücuttaki tüm lenf bezlerine yayılabilir.

    Mide kanserli hastaların çoğu 72 yaş veya üzerindedir. Erkeklerde kadınlara göre daha fazla gelişmektedir. Asya ve Afrika toplumunda Amerikan toplumuna göre daha fazla görülmektedir. Tütsülenmiş, tuzlanmış, turşuya basılmış veya aşırı tuzlu yiyeceklerden zengin yiyecekleri yiyenlerde mide kanseri gelişme riski artmaktadır. Diğer taraftan taze sebze meyvelerin yenilmesi, yüksek doz C vitamini alımı, sarımsak, yeşil çay bu hastalığa karşı koruyucu olabilmektedir.

    Sigara içenlerde içmeyenlere göre mide kanseri gelişme riski daha fazladır. Midede iltihaba ve diğer problemlere sebep olan durumlar da mide kanserine sebep olabilir: Geçirilmiş mide ameliyatı, Kronik atrofik gastrit (mide yüzeyinin uzun süreli iltihabı), Pernisiyöz anemi (mideyi etkileyen ve vitamin B12’nin emilim bozukluğuyla giden bir kan hastalığı), Adenomatöz polipler ve ailesel polipler.Mide kanserinin nadir türü ailesel geçişlidir. Diğer faktörler arasında; radyasyon, aflatoksin, A kan grubu ve Epstein-Barr virüsü infeksiyonları da sayılabilir. Bilinen risk faktörlerinin çoğunu taşıyan kişilerde mide kanseri gelişmeyebilir.

    Karında mide bölgesinde belirli-belirsiz bir rahatsızlık hissi en sık başlangıç belirtidir. Hastalığın ileri evrelerinde en sık belirtiler kilo kaybı ve karın ağrısıdır. İştahsızlık, halsizlik, yutma güçlüğü, bulantı, kusma, midede dolgunluk ve şişkinlik hissi diğer belirtilerdir. Kan tükürme sık rastlanan belirti değildir fakat gizli kanama sıktır. Hastaların bir kısmı karaciğer büyümesi, karında sıvı birikmesi veya sarılık gibi ilerlemiş hastalık bulguları ile karşımıza çıkarlar. İleri evrelerde sol köprücük kemiği üstü lenf bezi büyümesi ele gelebilir. Bu belirtiler çoğunlukla kanser dışı nedenlere bağlıdır. Ülser, gastrit ve infeksiyon gibi diğer sağlık problemleri aynı belirtilere sebep olabilir. Beslenme alışkanlığımızı düzenlemek, taze meyve ve sebze tüketmek, tütsülenmiş gıdalardan ve alkol- sigaradan uzak durmak, mide kanseri gibi pek çok kanser türü için koruyucudur. Korumak ve korunmak hastalığı tedavi etmekten daha kolaydır.
  3. 3. Serviks Kanseri (Rahim Ağzı Kanseri)

    Serviks kanseri önlenebilir bir hastalıktır. Smear/Pap-smear testiyle tarama sayesinde erken tanı ve etkin bir tedavi mümkündür. Dünya ölçeğinde 45 yaş altı kadınlarda en sık görülen 2. kanser türü, meme ve akciğer kanserinden sonra kanserden ölümlerin önde gelen 3. nedenidir. Serviks kanseri Türkiye'de en sık görülen 8. kanser türüdür. Serviks hücreleri anormalleşip kontrolsüz bir şekilde büyümeye başladığında serviks kanseri oluşmaktadır.

    Serviks kanserinin nedeni, insan papillomavirüsüdür (HPV). Serviks kanseri olgularının çoğuna iki tip HPV (HPV 16 ve 18) neden olmaktadır. Serviks kanseri olgularının aşağı yukarı % 70’inde bu iki tip bulunmuştur. HPV (human papilloma virüs insan papilloma virüs); 80 den fazla HPV virüsü serviks kanseri için risk faktörü oluşturmaktadır. Yaklaşık olarak 80 kadarı cinsel yolla bulaşarak serviksi enfekte eder.

    Vajinal kanama, Beklenmeyen anormal vajinal akıntı, pelvik ağrı cinsel ilişki sırasında ağrı veya lekelenme gibi belirti ve bulgular serviks kanseri dışında başka hastalıklarında belirtisi olabilir.

    PAP smear testi ile serviks kanseri riski oldukça azalmıştır, düzenli aralıklarla testten geçmeniz önemlidir. Ulusal kanser tarama programına göre, serviks kanseri için tarama 30 yaştan sonra başlamalı ve 65 yaşa kadar 5 yılda Pap- smear testi bir tekrarlanmalıdır. 65 yaş ve üzerinde son 2 testi negatif çıkan bayanlar tarama programından çıkarılır.
  4. 4. Safra Yolu Kanseri

    Bu kanserler gerek tanı gerekse tedavi açısından oldukça problem yaratmaktadırlar. Son yıllarda safra kesesi kanserlerinden daha sık görülmektedir. Ülseratif kolit ve klonorşis (Asya ülkelerinde bulunan bir parazit) gibi hastalıklara eşlik edebilmektedir. Erkeklerde daha fazla ve 50–70 yaş grubunda görülmektedir.

    Epigastrik rahatsızlık (dispepsi), ağrı iştahsızlık, kilo kaybı ve tıkanma sarılığına bağlı kaşıntı hastalığın ilerleyen dönemlerinde gelişmektedir. Tümör kanalın distalinde yerleşmiş ise safra kesesi palpe edilebilir.

    Hastaların büyük kısmı tanı konulduktan 3 ile 6 ay sonra ölmektedirler. Ölüm safra yollarının tıkanması ve kolanjit sonrası karaciğer yetersizliğinden olmaktadır.

    Bilirubin seviyesi kısmi tıkanma olsa bile yükselmektedir. Ultrasonografi ve tomografide genişlemiş intrahepatik safra kanalları görülmektedir. Ekstrahepatik kanallar ve safra kesesi kolabe (boş) olarak görülürse proksimal bilier tümörden (Klatskin tümörü) şüphe edilmelidir. Yine tanıda tümörün seviyesinin tespiti için perkütan transhepatik kolanjiografi (PTK) ve ERCP yapılmalıdır. ERCP ile tümör proksimaline kateter yerleştirilerek palyatif tedavi sağlamak da mümkündür.
  5. 5. Safra Kesesi Kanseri

    Safra kesesi kanseri tüm sindirim sistemi kanserleri arasında beşinci sırayı almaktadır. Safra kesesi kanseri en sık 55 yaşın üzerinde görülürken 70 yaşlarında tepe yapmaktadır.

    Esas olarak nedeni bilinmemektedir. Uzun süre safra kesesinde taş bulunması uzun süreli tahriş nedeniyle kese iç zarında kanser öncüsü lezyona neden olabilmektedir. Yapılan gözlemlerde 3 cm ve üzerindeki büyüklükte tek taş bulunan olgularda, kalsifiye (porselen kese) safra kesesinde kesenin adenomatöz poliplerinde (12 mm’den büyük) ve anomali keselerde kanser daha sık görülmektedir.

    Hastaların çoğunda görmeyen safra kesesi veya kronik safra kesesi iltihabı ve şikâyetleri mevcuttur. Karın bölgesinin sağ üst kadranında ağrı bulantı, kusma, yiyeceklere tahammülsüzlük, iştahsızlık, zayıflama gibi genel şikayetler yanında, ileri olgularda sarılık, beyaz renkli dışkı, koyu renk idrar çıkartmak gibi şikâyetler bulunabilir. Genellikle hastalığın başlangıç şikâyetleri tanı konulduğunda ortalama 3–6 ay önce başlamıştır.
  6. 6. Prostat Kanseri

    Prostat kanserinin sebepleri kesin olarak bilinmemektedir. Bulaşıcı değildir, insandan insana geçmez.

    Prostat kanserinin en önemli risk faktörü yaş olup, 45 yaş altında nadir görülür. Yaşlandıkça risk artar. ABD’de 65 yaş ve üzerinde görülmektedir. Erkek kardeşinde prostat kanseri olanlarda risk artar.
    Yüksek dereceli prostatik intraepitelyal neoplazisi olan hücreleri olanlarda prostat kanser riski artmıştır. Bu hücreler mikroskop altında anormal olarak görülürler. Hayvansal yağdan zengin ve et içeren gıdalarla beslenmenin bazı çalışmalarda prostat kanser riskini artırdığı gösterilmiştir.

    Prostat kanserinin hiçbir belirtisi olmayacağı gibi hastalar; idrar yapma ile ilgili problemler, ereksiyon zorluğu, semende veya idrarda kan ve sırt, bel, kalça ve uyluk ağrıları ile başvurabilirler. İdrar yapma ile ilgili problemler; idrar yapamama, idrar yapmaya başlama ya da durdurmada zorlanma, sık sık idrara çıkma, geceleri idrara çıkma, idrar akımında zayıflama, kesik kesik zorlanarak idrar yapma, ağrılı idrar yapma şeklinde olabilir. Bu belirtiler kanser dışı nedenlere (prostat büyümesi, enfeksiyon gibi) de bağlı olabilir. Bu belirtiler bulunduğunda bir üroloji uzmanına başvurmanız gerekmektedir.

    Prostat kanserinin belirtileri ortaya çıkmadan erken tanısı için bazı tarama yöntemleri kullanılır. Bu tarama yöntemlerinin 50 yaşından sonra tüm erkeklere yılda bir uygulanması önerilmektedir.
  7. 7. Pankreas Kanseri

    Pankreas kanserleri organın her bölgesinden gelişmekle birlikte en sık baş bölgesinden gelişmektedir. Yine en sık salgı yapan hücrelerden köken alırlar ve adenokanser olarak adlandırılırlar.

    Hastalığın sebebi bilinmemekle birlikte sigara içenlerde ve şişman bireylerde daha sık görülür. Hastaların hemen hemen 0’unda pankreas kanserinin nedeni sigara kullanımıdır. Erişkin tip şeker hastalığına bağlı pankreas kanseri tartışmalıdır. Çok az sayıda hastada soya çekim ile pankreas kanseri gelişebilir. Pankreas kanseri erkeklerde kadınlardan daha sık görülmekte olup risk yaşla birlikte artar. Ortalama yaş erkeklerde 63, kadınlarda ise 67’dir.

    Belirtiler; kilo kaybı, karın ağrısı, sarılık, iştah kaybı, bulantı-kusma, halsizlik, yorgunluk ishal, sindirim zorluğu, sırt ağrısı, camcı macunu renginde dışkılama, solgunluk, aniden ortaya çıkan ve aile öyküsü bulunmayan şeker hastalığı, depresyon gibi psikolojik bozukluklarla ortaya çıkabilir. Şişkinlik, hazımsızlık ve iştah kaybı ile birlikte yetersiz gıda alımı sonucunda hasta kilo verir. Sarılık en sık ve en erken ortaya çıkan belirtidir. Başlangıçta gözlerde ortaya çıkar, daha sonra deride sararma olur, bunu idrar renginin koyulaşarak 'çay renkli idrar' yapmaya dönüşmesi takip eder ve nihayet 'camcı macunu' olarak tanımlan dışkının açık renk alması ile sonuçlanır. Sarılığın nedeni, karaciğerde yapılan bilirubin maddesinin- pankreas kanseri tarafından safra yolunun tıkanması sonucunda- onikiparmak bağırsağına olan atılımının engellenmesidir. Ağrı önceleri müphem karın ağrısı olarak tanımlanan, hafif bir rahatsızlık hissi şeklindeyken, ileri dönemde sırta vuran karın ağrısı şeklini alır.
  8. 8. Özefagus Kanseri

    Yemek borusunda, yutaktan itibaren görülen kansere özefagus kanseri denilir. Özefagus kanserleri, değişik ırklarda ve coğrafik bölgelerde farklı sıklıklarla görülen sindirim sistemi kanseridir.

    Mikroskopik incelemelerde iki değişik tipi bulunmaktadır: Bunlar, Skuamöz (yassı hücreli) kanser ve adenokanser olarak adlandırılır. Yassı hücreli kanser özefagus iç tabakadaki yassı hücrelerden ortaya çıkar. Bu kanserler genellikle özefagus üst ve orta kısımlarda görülmektedir. Adenokanserler ise alt uçtaki salgı bezlerinden kaynaklanırlar.Risk Faktörleri Özefagus kanserinin kesin nedenleri bilinmemektedir.

    Özefagus kanserlerinde genetik yatkınlıktan çok çevresel faktörler ve beslenme alışkanlığı sorumludur. Besinlerin uygun hijyenik ortamda saklanmaması, uzun sürede tüketilmesi, uygunsuz katkı maddeleri, tütsülenmiş et, çiğ gıdalar ve konserve besinlerdeki nitrozaminler kansere zemin hazırlar. Ağız sağlığı bozuk olanlarda besinlerin az çiğnenmesi, çok sıcak içecekler, mineral eksiklikleri (çinko vb.), tütün ve sigara kullanımı, radyasyona maruz kalma diğer etkenlerdir. Özefagus kanserlerine orta yaş ve ileri yaşlarda daha sıklıkla rastlanır. Özellikle 60 yaşın üzerindeki kişiler daha fazla risk altındadır. Erkeklerde kadınlardan daha fazla görülmektedir. Özefagus kanseri oluşmasının en önemli risk faktörlerindendir. Kronik veya aşırı alkol kullanımı diğer önemli bir risk faktörüdür.

    Barrett özefagusu: Mide asidine uzun süreli maruz kalan kişilerde özefagus alt uçta birtakım kronik değişiklikler gelişmektedir. Gastroözefagial reflü denilen bu hastalıkta mide asidi özefagus içine gider ve özefagus alt kısımdaki dokularda tahribata yol açar. Özefagusta tahriş olan bu kısımdaki hücrelerin yerini mide mukoza hücreleri alır. Barrett özefagusu olarak bilinen bu durum yıllar içinde özefagus adenokanserlerine yol açabilmektedir. Özefagus kanserlerinde korunmaya yönelik en önemli etkenler çevresel faktörlerdir. Ayrıca tütün ve tütün ürünlerinden uzak durum, alkolü sınırlı tüketiniz. Çok sıcak içecekler tüketmeyiniz. Tütsülenmiş gıda ve konserve gıdaları çok bilinçli tüketiniz. Pişmemiş yani çiğ sebze ve meyvelerin alımının artırılması özefagus kanseri olasılığını azaltmaktadır. Sağlıklı olmayan gıda üretimi ve tüketimine dikkat ediniz. Ağız sağlığınıza dikkat ediniz. Özellikle çocukları özefagusu yakıp tahriş edebilecek çamaşır suyu gibi sıvılardan uzak tutunuz. Reflü hastalığı tedavinizi ve mide şikayetlerinizi mutlaka ciddiye alınız.
  9. 9. Melanoma

    Cilde rengini veren melanositlerden kaynaklanan bir cilt tümörüdür. Melanositler, cilde rengini veren melanin pigmentini yaparlar. Güneş ışığına daha fazla maruz kaldıkça daha fazla melanin pigmenti üretilir ve cilt rengi koyulaşır. Melanoma bazal hücreli ve yassı hücreli kanserlerden daha agresif seyreder. Melanoma erken evrelerde tedaviyle şifa bulabilir, ancak erken evrede yakalanmazsa yayılma eğilimindedir.

    Melanoma diğer cilt kanserlerine göre nadir ama daha ciddi seyirlidir. Melanoma cilt kanserlerinin %5 i oluşturmasına rağmen en fazla ölüme neden olan cilt kanseridir. Melanoma erkeklerde omuz ve kalçalarda veya baş ve boyunda görülürken, kadınlarda kol ve bacaklarda daha sık görülür.

    Risk Faktörleri; Güneş ışığına maruz kalma, doğal olmayan ultraviyole ışığına maruz kalma, normal olmayan siğiller, ailede melanoma öyküsü bulunması, beyaz ırk ve 20 yaşından büyük olma, kızıl, sarışın ve mavi gözlü olmaktır.

    Belirtiler; Siğilin renginde, boyutunda ya da biçiminde değişiklik olması, düzensiz sınırları olması, birden fazla renk içermesi, simetrik olmaması, kanama veya ülserasyon göstermesi, siğillerin yanında birden fazla yeni siğil oluşması durumunda doktorunuza danışmalısınız.Melanomada tanı diğer cilt kanserlerinde olduğu gibi biyopsi ile konur. Melanoma komşuluk yoluyla, lenf damarları yoluyla ya da kan damarları yoluyla vücudun diğer bölgelerine yayılabilir.
  10. 10. Karaciğer Kanseri

    Karaciğer kanserlerine tüm kanserler içinde daha az rastlanır.Karaciğer kanserleri çoğunlukla hepatosit adı verilen karaciğer hücrelerinden köken alırlar. Bu nedenle, karaciğer kanserlerinin % 90’ına hepatosellüler kanser adı verilir.

    Hepatit B ve hepatit C virüsüyle sarılık hastalığı geçirip virüs taşıyıcısı olanlarda karaciğer kanseri riski artmaktadır. Bu virüsler kan yoluyla ve cinsel yolla insandan insana bulaşır. Karaciğer kanseri, bu tür virüs infeksiyonları görüldükten yıllarca sonra ortaya çıkabilir. Hepatit virüsleriyle yakınmanız olmadan da hastalığı geçirebilirsiniz ve ancak kan testleri ile hastalığı geçirdiğiniz anlaşılabilir.

    Yine, siroz hastalarının %5’inde de karaciğer kanserine yakalanma riski vardır. Ayrıca, mısır, yer fıstığı ve diğer tahıllarda yaşayan Aspergillus adı verilen mantarların ürettiği aflatoksin adı verilen zehirler de karaciğer kanserine neden olabilir.

    Erkeklerde, 60 yaşın üzerindekilerde ve ailesinde karaciğer kanseri olanlarda da riskte artış mevcuttur.

    Karaciğer kanserleri sıklıkla karında şişkinlik, karnın sağ üst kısmında sırta vuran ağrı kilo kaybı, iştahsızlık, ateş ve ciltte sararma, idrar renginde koyulaşma gibi sarılık bulguları ile ortaya çıkar. Bu yakınma ve bulguların hiç birisi karaciğer kanserine özgün değildir. Bu nedenle, benzer yakınmaları olan kişilerin doktora başvurması gerekmektedir.
  11. 11. Kan Kanseri (Lösemi)

    Lösemi, kan hücrelerinin özellikle de akyuvarların normalin üzerinde çoğalması ile kendini gösteren bir kanser türüdür. Yüksek sayıdaki olgunlaşmamış ve malign hücrelerin normal ilik hücrelerinin yerini alması ile iliklerde hasar meydana gelir. Böylece kan pıhtılaşmasında rol oynayan plateletler ve savunmada rol oynayan lökositlerin sayısı azalmaya başlar. Bu da lösemi hastalarında zedelenmelerin ve kanamaların yoğun görülmesine, hastaların kolay enfeksiyon kapmasına neden olur. Savunma mekanizması zayıflar. İleri aşamalarda kırmızı kan hücresi eksikliği anemiye, nefes darlığına neden olabilir.

    Bunun dışında zayıflık ve yorgunluk ateş bazı nörolojik semptomlar, dişetlerinde şişkinlik ve kanamalar gibi belirtileri de vardır. Lösemiler, vücuttaki kan üretim sistemini (lenfatik sistem ve kemik iliği) etkileyen kanserlerdir. Lösemiler akut veya kronik olarak (mikroskoptaki görünüşlerine göre alt gruplara ayrılırlar) ve tümörün yayılım ve gelişim özelliklerine göre sınıflandırılırlar.

    Genel olarak, akut lösemiler çocuklarda ortaya çıkarken, kronik lösemiler daha çok yetişkinlerde görülme eğilimindedirler. Kan kanserinin hücre tipine göre (myeloid, lenfoid gibi) ve hastalığın süresine göre (akut, kronik) çeşitleri vardır. Bazı tipler daha hızlı ve kötü bir gidiş gösterir. Çocukluk çağında lösemi tipleri diğer kanser tiplerine göre daha sık görülmektedir. Kesin nedenleri bilinmemekle birlikte hem genetik hem de çevresel faktörlerin önemli rol oynadığı düşünülmektedir.

    Normal alyuvarların yapımındaki azalma ile kansızlık (anemi); normal akyuvarların yapımındaki azalma neticesinde enfeksiyona yatkınlık, mikrobik hastalıklar ve ateş; kan pıhtılaşmasında rol alan kan pulcuklarının (trombositler) yapımındaki azalma ile çeşitli kanamalar (burun kanaması, diş eti kanamaları, cilt altı kanaması gibi) meydana gelir. Ciltte sık sık çürükler meydana gelir veya kesik oluştuğunda kanama güçlükle durdurulur. Ayrıca, hastalığın diğer bazı bulguları da habis hücrelerin bazı organları işgal etmesine ve çeşitli kimyevi maddeler salgılamasına bağlanır. Bütün bu hızlı hücre yapım ve yıkımı, kilo kaybı ve terlemeye de yol açar. Hastalarda dalak genellikle büyümüştür ve lenf düğümlerinde de şişlikler tesbit edilir. Karında şişkinlik hissi vardır. Erken döneme ait belirtiler genelde gözden kaçmaktadır, çünkü bu dönemdeki şikayetler nezle veya diğer sık gözlenen hastalık şikayetlerine benzer; halsizlik, kemik ve eklemlerde ağrılar, baş ağrıları, deride kızarıklıklar, saç dökülmesi gibi.Sık sık hastalanma ve ateş görülebilir, kan pıhtılaşmasında rol alan kan pulcuklarının (trombositler) yapımındaki azalma ile çeşitli kanamalar (burun kanaması, diş eti kanamaları, cilt altı kanaması gibi) meydana gelebilir.
  12. 12. Kalın Bağırsak Kanseri

    Kolondan başlayan kansere kolon kanseri, rektumdan başlayan kansere rektal kanser denir. Kolon ve rektum kanserleri bu organların iç yüzeyini örten tabakayı oluşturan hücrelerden gelişir. Sağlık Bakanlığı'nın istatistiklerine göre en sık görülen ilk 5 kanser arasındadır. Her yaşta görülebilmelerine rağmen en sık 50 yaşından sonra gözlenmektedir. Ortalama görülme yaşı 63’dür. Kadın-erkek arasında görüme sıklığı açısından pek bir fark yoktur. Kolorektal kanser kolon ve rektumun dışına çıktığında, kanser hücreleri genelde yakındaki lenf bezlerinde bulunabilir. Kanser hücreleri bu lenf bezlerine ulaşabilirse diğer bezlere, karaciğer ve uzak organlara ulaşabilir.

    Tedavisi kalın bağırsağın tamamının çıkarılmasıdır. Yumurtalık, rahim ve meme kanseri öyküsü olan kadınlarda kolorektal kanser riski artmıştır. Ülseratif kolit veya Crohn hastalığı olanlarda kolorektal kanser riski artmıştır. Bu kişilerde normal topluma göre 10 kat artmış risk mevcuttur. Hayvansal yağdan zengin kalsiyum, folat ve liften fakir diyetle beslenenlerde kolorektal kanser riski artmıştır. Meyve ve sebzeden fakir beslenmek de riski artırır. Sigara içen hastalarda polip ve kolorektal kanser riski artmıştır.

    Kalın bağırsak kanserlerinden korunmada tarama yöntemlerinin yanı sıra fiziksel egzersiz, aşırı kilolardan kurtulmak, sigara ve alkol kullanmamak, yüksek lifli, düşük yağ içerikli gıdaları tüketmek bunlardan birkaçıdır. Belirtiler Bağırsak alışkanlıklarında değişiklikler İshal, kabızlık, bağırsakta tam boşalmama hissi dışkıda kan (parlak ya da koyu kırmızı), normalde olduğundan daha ince dışkılama, genel abdominal rahatsızlık ( gaz, kramplar, şişkinlik), bilinen bir neden olmaksızın kilo kaybı, sürekli yorgunluk bulantı, kusma, kalın bağırsak kanserlerindeki bulgu ve belirtiler, tümörün evresine göre değişir. Tümör bağırsak içene doğru büyürken bulgu vermezken, tam tıkandığında oluşan, hastanın gazını ve dışkısını çıkaramadığı duruma kadar değişen belirtiler verebilir.
  13. 13. İnce Bağırsak Kanseri

    İncebağırsağın tümörleri oldukça nadir görülür. Tüm sindirim sistem tümörlerinin ancak %1’i incebağırsaklardan kaynaklanır. Ortalama görülme yaşı 57’dir.

    İncebağırsak tümörleri familyal polipozis, Gardner sendromu, Peutz-Jeghers sendromu gibi genetik hastalıkları, Crohn hastalığı olanlarda ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde daha sık görülür.

    Aralıklı kramp tarzında ve sırta vuran bir ağrı hastaların u’inde görülür. İştahsızlık, kilo kaybı ve bağırsak tıkanıklığı bulguları sık rastlanan diğer belirtilerdir. Bazı olgularda gaitada kanama görülür. Belirtilerin bu hastalıklara özgü olmaması hastalığın teşhis edilmesinde gecikmelere neden olur. Hastaların ancak yarısında ameliyat öncesinde tanı konulabilmektedir. Diğer hastalar bağırsak tıkanıklığı veya delinmesi tanıları ile genellikle geç dönemde acil ameliyata alınırlar.
  14. 14. Rahim Kanseri

    Endometrium kanseri endometrium olarak isimlendirilen rahim iç zarının kanseridir. Rahim; alt kısımda vajinaya uzanan serviks (rahim ağzı) ve üst kısımda gövde olarak adlandırılan iki kısımdan oluşur. Gövdenin de iki kısmı vardır; iç kısmına endometrium denir. Bir kadının adet döngüsünde endometriumda değişiklikler olur. Siklusun sonunda endometrıum dökülür ve adet oluşur. Bu döngü kadın hayatında menapoza kadar devam eder. Hemen hemen tüm endometrium kanserleri endometriumun salgı yapan hücrelerinden oluşur ki bu kanser türüne endometrium adenokarsinomu denir. Diğer kanser türleri daha nadir görülür.

    Bir kadındaki hormon düzensizliği endometrium kanserine sebep olabilir. Kadında overler (yumurtalıklar) tarafından salgılanan ve adet siklusunu düzenleyen östrojen ve progesteron adlı hormonlar vardır. Bu hormonların düzenli salınımı her ay devam eder. Endometrium kanserinde bilinen risk faktörleri; erken yaşta başlayan adet, gecikmiş menapoz, infertilite (kısırlık), ve obezite (şişmanlık) gibi kadında östrojen miktarını artıran durumlardır.Erken başlayan ve geç yaşa kadar devam eden adet görmek, infertilite ve doğum yapmamış olmak ( gebelikte endometriumu koruyan progesteron hormonu artar). Obezite östrojen miktarını artırarak endometrium kanseri riskini artırır.Tamoxifen meme kanseri tedavisinde kulanılan bir ilaçtır ve endometrium kanseri riskini artırır.Meme ve over kanseri olan kadınlar pelvik bölgeye ışın tedavisi yapılması endometrium kanseri açısından yüksek risklidir.Doğum kontrol ilaçlarının riski azaltıcı etkisi vardır. Bu koruma, ilaçların kullanımından sonraki 10 yıl devam eder. Şeker hastalığının kontrol altına alınması ve uygun vücut ağırlığının yakalanması endometrium kanseri riskini azaltır.

    Birçok endometrium kanseri yıllar içerisinde ve çoğu daha zararsız olan problemlerin devamı olarak oluşur. Hiperplazi endometriumun artmış büyümesi sebebiyle olan daha az ciddi bir durumdur. En fazla görülen basit hiperplazi ilaçla tedavi edilebilir ve çok az oranda endometrium kanserine sebep olabilir. Ancak diğer hiperplazi tiplerinde kanser gelişme riski fazladır. Progesteron tedavisi, histerektomi tedavide düşünülebilir.

    Belirtiler: Anormal kanama, lekelenme, kilo kaybı, pelvik ağrı kitle..
  15. 15. Meme Kanseri

    Meme kanseri kadınlarda görülen kanser tipleri arasında birinci sırada yer almaktadır. Hayat boyu her 4 kadından birinin kansere yakalanma riski vardır. Meme kanseri, meme dokusundaki hücrelerden gelişen kanserlerdir. Meme dokusunun herhangi bir yerinden kaynaklanabilir.

    En sık görülen tipi; meme kanallarından kaynaklanan “duktal” kanser denen kanserlerdir. Süt üreten bezlerden köken alan “lobüler” kanserler de sık görülür. Ayrıca diğer dokulardan kaynaklanan daha nadir medüller, tübüler, müsinöz gibi tipleri de vardır.

    Meme kanseri oluşumunda genetik değişiklikler çok önemlidir. Genetik yapıda çeşitli faktörlerin ve normal yaşlanmanın etkisiyle ortaya çıkan bozukluklar kansere neden olur. Ancak meme kanserlerinin sadece %7-9’luk bir kısmı ailesel geçişlidir. Özellikle anne tarafında genç yaşta meme kanseri ve erkek meme kanseri görülmesi ailesel bir geçişe işaret edebilir. Cinsiyet ve yaşlanma meme kanseri için en önemli risk faktörleridir. 30 yaşından sonra ilk doğumunu yapanlarda, 18 yaş öncesinde ilk doğumunu yapanlara göre risk artmaktadır. İlk adetini erken yaşlarda görenler, yaşam boyu daha uzun süre östrojen hormonuna maruz kalacaklarından dolayı risk artmaktadır. Menopoz bilindiği gibi kadının adetten kesildiği, doğurganlığının sona erdiği dönemdir. İleri yaşta (>55 yaş) menopoza girme meme kanseri riskini arttırmaktadır. Burada da etken uzun süre östrojen hormonuna maruz kalmadır. Doğum kontrol haplarının uzun süre kullanımı meme kanseri gelişim riskini arttırmaktadır. Bunun yanı sıra en az beş yıl süreyle bu ilaçların kullanılmasının kalın bağırsak, rahim ve over (yumurtalık) kanseri riskini azalttığı gösterilmiştir. 10 yıldan daha uzun süre kullanımlarda ve özellikle genç yaşta (20 yaş öncesinde) kullanmaya başlamakla meme kanseri, kalp krizi ve inme riski artmaktadır. Burada özellikle belirtilmesi gereken husus doğum kontrol hapıyla birlikte sigara içiminin ciddi sorunlara yol açabileceğidir. İkisi birlikte kalp hastalıkları ve inme riskini belirgin arttırmaktadır. Menapoz ilaçlarını 5 yıl ve daha uzun süre kullanan menopoz sonrası dönem kadınlarda meme kanseri ve rahim kanseri riski artar. Uzun boylu kadınlarda meme kanseri riski artmaktadır. Bunun nedeni bilinmemektedir.

    Benzer şekilde bu kadınlarda kalın bağırsak kanseri riski de yüksek saptanmıştır. Menopoz öncesi dönemde aşırı zayıf kadınlarla, menopozdan sonra idealin üzerinde kilosu olan kadınlarda meme kanseri riski artmaktadır. Beslenme alkol iyi huylu meme hastalıkları ( Kist, fibroadenom ve hiperplazi gibi meme hastalıkları), ailede meme kanseri öyküsü olması. Bazı risk faktörleri sizin kontrolünüz altındadır. Genel sağlık durumunuzu koruma amaçlı dengeli beslenme zayıflama veya kilonuzu koruma, sigara içmeme, alkolü sınırlandırma, düzenli egzersiz gibi faaliyetlerde bulunabilirsiniz. Ancak bunlar riskinizi tamamen yok etmez. Bu nedenle meme kanserine yakalanmışsanız bu hiçbir şekilde sizin veya başkasının suçu değildir. Kendinizi suçlu hissetmek veya yanlış olduğunu düşündüğünüz şeyleri veya kişileri suçlamanızın size bir faydası yoktur; tam aksine moralinizi yüksek tutmak tedavinizi de olumlu yönde etkileyecektir.

    Meme kanserinin en sık rastlanan belirtisi, memede ağrısız, zamanla büyüyen bir kitlenin hissedilmesidir. Ancak, hastaların çok azında ağrı da belirtilere eşlik edebilir. Daha nadir olarak memede çekintiler, deride kalınlaşma, şişlikler, deride tahriş ya da bozulmalar ve meme ucunun hassaslaşması ya da içe dönmesi de dahil olmak üzere meme ucu belirtileri yer almaktadır. Sanıldığının aksine ağrı ve kanlı akıntı ileri evrelerde ortaya çıkmaktadır.
  16. 16. Cilt Kanseri

    Cilt kanseri, cildin tabakalarından kaynaklanan, hücrelerin aşırı ve kontrolsüz büyümesiyle ortaya çıkan kanserlerdir.Birden fazla türü vardır. Cildin dış tabakasındaki yassı hücrelerden kaynaklanan kanserler yassı hücreli karsinomalardır.

    Cilt kanserleri ileri yaşlarda, güneş ışığına maruz kalan bölgelerde veya bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde ortaya çıkar. Cilt kanserleri en çok görülen kanser türüdür. Tüm kanser vakalarının yaklaşık yarısını cilt kanserleri oluşturur. Cilt rengi ve güneş ışığına maruz kalma, melanom dışı cilt kanseri ve aktinik keratoz riskini artırır, doğal veya yapay aşırı güneş ışığı maruziyeti, sarışın, mavi veya yeşil gözlü, çilli olma, ciltte yanık veya yara izi olması, arsenik maruziyeti, kronik cilt enfeksiyonları veya cilt ülserleri, radyoterapi almış olmak organ nakli veya diğer nedenlerle bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaç alıyor olmak aktinik keratozis.risk faktörleridir.

    Yaşla birlikte cilt kanseri görülme riski artar. Bunun nedeni yaşla birlikte güneş ışığına maruziyet süresinin artması olabilir. Erkeklerde bazal hücreli cilt kanseri kadınlardakinden iki kat, yassı hücreli kanser ise üç kat daha fazla görülmektedir. Arsenik dışında böcek ilacı yapımında kullanılan ağır metallere maruz kalma, parafin, belli tip yağlar, kömür ve katran maruziyeti, sedef hastalığı nedeni ile ilaç ya da PUVA (ultraviyole ışın tedavisi) almak, siğiller, sigara içmek yassı hücreli cilt kanseri riskini artırmaktadır.

    Melanom dışı cilt kanseri riskini azaltmanın en iyi yolu güneş ışığına maruz kalmamaktır. Kendinizi güneş ışınlarından korumanın ve ultaviyoleden faydalanmanın dört yolu; güneşlenirken tişört giymek; şapka takmak, gözleri korumak için güneş gözlüğü kullanmak ve güneşten koruyucu kremler kullanmaktır. Yapay bronzlaşma da cilt için zararlıdır. Bu tarz ultraviyole ışınlarına da maruz kalmaktan kaçınmalısınız. Çocukları da mümkün olduğunca güneş ışığından korumalı ve onlara kendilerini güneş ışığından korumanın yollarını öğretmelisiniz. İyileşmeyen iltihaplı lezyonlar, ciltte görülen, küçük, kabarık, düzgün, parlak ve cilalı lezyonlar, küçük, kabarık, kırmızı veya kahverengi-kırmızı renkli lezyonlar, düz, sert, kırmızı veya kahverengi ve kabuksu lezyonlar, kanamalı lezyonlar, yara izine benzer ve kalıcı lezyonlar, çatlama ve soyulmmelanom dışı cilt kanserinin olası bulgularıdır.

    Cilt kanserleri çok büyük boyuta ulaşmadıkça belirti ve bulgu vermezler. Ciltte yeni ortaya çıkan bir büyüme, mevcut kitle veya lekelenmede boyut artışı ve üç ay içinde iyileşmeyen cilt ülserleri, cilt kanserlerinin öncü bulguları olabilir. Cilt kanserleri ancak çok büyük boyutlara ulaştığında kanama ve ağrıya neden olabilir.
  17. 17. Böbrek Kanseri

    Böbrek kanseri (renal hücreli kanser) böbrekten kaynaklanan kötü huylu tümöre verilen isimdir. Renal hücreli kanser en sık rastlanan böbrek kanseri türüdür. Böbrek kanseri genellikle ileri yaşlarda (60 yaş üzeri) ortaya çıkar. Bazı ailesel geçişli türlerinde erken yaşlarda da görülebilir. Erkeklerde kadınlardan daha sık görülür.

    Erken teşhis edilip cerrahi olarak çıkarılırsa tamamen iyileşme şansı çok yüksektir. Kanser büyüdükçe etrafında yer alan lenf bezleri, karaciğer, kalın bağırsak ve pankreasa yayılabilir. Bunun yanında kanser kan ve lenf yolu ile yayılarak vücudun diğer alanlarına (kemik, akciğer) yerleşebilir. Böbrekte daha az sıklıkla da değişici (transisyonel) hücreli tümörler görülür. Değişici hücreli tümörler mesane gibi idrar yollarının diğer kısımlarında da izlenir ve benzer şekilde tedavi edilir.

    Risk Faktörleri : Yüksek tansiyon (hipertansiyon), aşırı kilolu olmak uzun süre diyaliz tedavisi görüyor olmak gibi faktörlerin böbrek kanserli hastalarda görülebildiği bildirilmiştir. Böbrek kanseri riski sigara içenlerde içmeyenlere göre iki kat fazladır. Sigara bırakılması ile risk zamanla azalır. Ayrıca ailede böbrek kanserli bir akrabanın olması böbrek kanserine yakalanma riskini artırmaktadır. Mesleksel risk faktörü olarak çelik endüstrisi, kurşun endüstrisi, petrol ve gemi sanayi (asbest) çalışanlarında böbrek kanseri riski artmaktadır. Son olarak yüksek yağ ve kalorili diyet riski artırmaktadır. Tümör küçükken erken dönemlerinde böbrek kanseri çok belirgin bir şikayete neden olmayabilir.

    Teşhis edilebilirse hastalık bu dönemde genellikle tedavi edilebilir. Bir başka deyimle erken tanı konulduğunda tedavi hem daha kolay olmakta, hem de kanserden tamamen kurtulma olasılığı artmaktadır. Genelde şikayete neden olduğu zaman tümör çok büyük boyutlara ulaşmıştır ve tümör büyüdükçe ve yayıldıkça tedavi olasılıkları azalmaktadır. Böbrek bölgesinde kitle ve ağrı kanlı idrar gibi böbrek kanseriyle ilişkili olabilecek şikayetler yanında diğer kanserlerde de gelişebilen iştahsızlık, halsizlik, kilo kaybı, tekrarlayan ateş gibi belirtiler de olabilir. Bu yakınmalar böbrek kanserinin belirtisi olabileceği gibi enfeksiyon gibi başka problemlerden de kaynaklanabilir. Kanser yayılmışsa yayıldığı organla ilgili bulgular görülebilir. Örneğin akciğerlere yayıldıysa öksürük, nefes darlığı olabildiği gibi kemik yayılımı olan hastalarda kemik ağrıları, beyin yayılımı olanlarda baş ağrısı felç gibi bulgular olabilir.
  18. 18. Anüs Kanseri

    Yassı (skuamöz) Hücreli Kanser Anüs deliği ve çevresindeki 5 cm mesafedeki ciltten köken alırlar. Hastaların ’inde uzun süreli (kronik) fistül (anüs cildine açılan ufak akıntılı delik) veya anal kondilom (siğil şeklinde bir veya daha fazla kabarcık) vardır.

    Anal Kondiloma (Siğil) Penis veya vajina, vulva ve anüs hepsine birden genital bölge adı verilir. Kondiloma genital bölge çevresinde ortaya çıkan birkaç milimetre çapında, kırmızımsı veya kahverengimsi siğillerdir (kabarıklıklardır). Cinsel yolla bulaşırlar ve HPV virüsünün neden olduğu infeksiyonlardır.

    Toplumda çok sık görülür. Kabaca her on kişiden birinde genital siğil olduğu söylenebilir. Bulaşma genital HPV hastalığı taşıyan bir bireyle girilen her türlü cinsel ilişki ile olur. Virüs, ilişki sırasında ciltte ortaya çıkan mikroskopik yırtıklar ve sıyrıklar vasıtası ile ciltten cilde temas yolu ile bulaşır. Virüs bir kere vücuda girdikten sonra uzun yıllar sessiz kalabilir. Cinsel yönden aktif olan herkeste görülebilir. En çok birden fazla sayıda cinsel eşi olan, ya da cinsel eşi birden fazla kişi ile birlikte olmuş 15-30 yaş arası kişilerde görülür. Gebelik esnasında çok hızlı bir seyir izler. Nadiren anneden bebeğine geçebilir.

    Bu virusun 60'dan fazla değişik alt grubu vardır. Bazı tipleri ise anus kanserine yol açabilmektedir. Her genital siğil vakası kanser olacak diye bir şart yoktur, ancak kanser olma riski artmıştır. Genital siğil riskini azaltmanın en etkili yolu birden fazla sayıda cinsel eş ile birlikte olmamaktır. Ancak bunun mümkün olmadığı durumlarda prezervatif en etkili önlem yoludur.
  19. 19. Anal Kanal Kanseri

    Anüs bağırsakların dışa açıldığı dışkılamanın yapıldığı organdır. Halk arasında makat olarak adlandırılır. Aslında anüs çok karmaşık sinir ve kas yapılarından oluşan çok fonksiyonel bir organdır. Anüsten içeri girildiğinde yaklaşık 4 cm’lik bir bölüme de anal kanal denilmektedir. Anal kanalın ilk 2 cm’lik bölümünü çepeçevre içeriye doğru incelerek devam eden deri sarar. Bu bölgeye anüs yani makat denir. Son 2 cm’lik bölümü ise bağırsak duvarı sarmaktadır. Bu bölgeye de anal kanal adı verilir. Anal kanalı tam ortadan ikiye ayıran girintili çıkıntılı sınıra da dişli çizgi (dentat çizgi) adı verilmektedir. Bu iki bölge farklı hücrelerce döşendiğinden gelişen kanserler farklı tipte olurlar ve tedavileri de farklılık gösterir. Dolayısı ile anal bölge tümörleri anüs çevresi (dişli çizgi altında kalan tümörler) ve anal kanal tümörleri (dişli çizgi üzerinde yerleşen tümörler) olarak kabaca iki gruba ayrılır.

    Anüs kanserine neden olan başlıca faktörler; rahim ağzı kanserine de neden olan ve anüs ve çevresinde siğiller yapan human papillomavirus (HPV) adlı virüs infeksiyonu, anüs yoluyla cinsel ilişki (hem kadın hem de erkeklerde), çok eşlilik, sigara, AIDS hastalığı ve benzeri nedenlerle bağışıklık sisteminin baskılanması, ülseratif kolit ve Crohn hastalığıdır.

    Belirtiler: anüs bölgesinde hızla büyüyen üzeri düzensiz yapıda tümör varlığı, siğilin veya çok sayıdaki siğillerden birinin hızla büyümeye başlaması, büyük abdestin kalem gibi incelmesi veya dışkılama sırasında kanama olmasıdır.
  20. 20. Akciğer Kanseri

    Akciğer kanserinin her tipinin büyümesi ve yayılımı farklılık gösterir ve tedavisi de farklıdır. Küçük hücre dışı akciğer kanseri küçük hücreli akciğer kanserinden daha sıktır ve büyümesi ve yayılımı daha yavaştır.

    Küçük hücre dışı akciğer kanserinin üç ana tipi vardır. Kanserin kaynaklandığı hücre tipine göre adlandırılırlar: Yassı epitel hücreli kanser (ayrıca epidermoid kanser olarak da adlandırılır), adenokanser ve büyük hücreli kanser Küçük hücreli akciğer kanseri, bazen yulaf hücreli kanser olarak da adlandırılır. Diğer türden daha az sıklıkta görülür. Akciğerin bu kanser tipi daha hızlı büyür ve vücuttaki diğer organlara daha fazla yayılır.

    Araştımacılar akciğer kanserinin birkaç sebebini buldular, bunların çoğu tütün kullanımı ile ilişkilidir. Sigara içimi akciğer kanserine sebep olur. Tütündeki karsinojen olarak bilinen zararlı maddeler akciğerlerdeki hücrelere hasar verirler. Zamanla hasar görmüş hücreler kanserleşebilir. Sigara içicisinde akciğer kanseri gelişimini etkileyen faktörler: sigaraya başlama yaşı, ne kadar uzun süre içtiği, günlük içtiği sigara sayısı ve ne derinlikte içine çektiğidir. Sigaranın bırakılması bir kişide akciğer kanseri gelişimi riskini oldukça düşürür.Purolar ve pipolar, çevresel (Pasif) tütün içiciliği, radon, asbest, hava kirliliği, akciğer hastalığı da kansere yol açan diğer etkenlerdir.

    Akciğer kanserinden korunmanın bilinen en iyi yolu sigarayı bırakmak veya hiç içmemektir. Bir kişi sigarayı ne kadar erken bırakırsa o kadar iyidir. Uzun yıllardır sigara içiyor olsanız dahi sigarayı bırakmaktan fayda görmek için, hiçbir zaman geç değildir.

    Belirtiler: kesilmeyen ve giderek kötüye giden bir öksürük, sabit göğüs ağrısı, kanlı balgam, nefes darlığı, hırıltı veya boğuk seslilik, akciğer enfeksiyonu veya bronşit ile tekrarlayan problemler, boyunda ve yüzde şişlik, iştahsızlık veya kilo kaybı, yorgunluk
  • Şu an haberi okuyan: 2 kişi var
  • Facebook: 61 gösterim
  • Twitter: 4.904 gösterim
  • Uludağ Sözlük: 377 gösterim
  • İnci Sözlük: 4.196 gösterim
  • Sözlükspot: 4.522 gösterim

  • Toplam Viral: 99.361 gösterim
  • Toplam Seed: 9.030 gösterim
  • Toplam Direkt: 66.290 gösterim
  • Viral Puan: 19,34